 Eğer şu fâni dünyada bekâ istiyorsan, bekâ fenâdan çıkıyor. Nefs-i emmâre cihetiyle fenâ buk ki, bâki olasın. Sözlük: · fâni: ölümlü, geçici · bekâ : sonsuzluk · fenâ : kötü. · nefs-i emare : kötülüğe sevk eden nefis. · bâki : devamlı. |  İnsan ipi boğazına sarılıp, istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır. Belki, bütün amellerinin suretleri alınıp yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri muhasebe için zaptedilir. Sözlük: · amel: fiil, iş, emek. · suret: biçim · fiil: iş · muhasebe: hesaplaşma · zaptedilmek: kaydedilmek. |
 Eğer hasımını mağlup etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, hus^ümet tezâyüd eder. Zâhiren meğlup bile olsa, kalben kin bağlar, adâveti idâme eder. Sözlük: · hasım: düşman · mukabele: karşılık · husûmet: düşmanlık · tezâyüd: artma. · zâhiren: görünüşte. · adâvet: düşmanlık · idame:devam |
 Şu kâinatı idare eden Zat, her şeyi nizam ve mizan içinde muhafaza ediyor. Nizam ve mizan ise, ilim ve hikmet ve irade ile kudretin tezahürüdür. Çünkü görüyoruz, her masnu, vücudunda gayet muntazam ve mevzun yaratılıyor. Sözlük: · nizam: düzen · mizan: ölçü · kudret : güç ve kuvvet. · tezahür: ortaya çıkması. · masnu: sanatlı. · mevzun: düzgün. |
|