 Dünlerden savrulan Nâr ile tutuşturuyorum satırların ucunu... Hasret penceresine tünedi yine kuşlar Yokluğuna uzanıyorum ey yar! Hezârpare sözlerim kanıyor dilimde Alnına katran çalınan karanfil rengi düşlerim Yokluğunun içinde boz bulanık şimdi Zaman iplik iplik sökülüyor ellerimden Sözüne hasret yürüyor saatler insafsızca Arıyorum ellerime iliştirdiğin duaları Sensiz hüzün çalıyorum aminlerime Giderken vurduğun turnaların yolunu gözlüyorum hala Kırık dökük bir kaç düş kalsa da avuçlarımda Kuşlarla savuruyorum onları gökyüzüne Hasret acımasızca kol geziyor etrafımda Elem sürmesini çekiyorum her gece yüreğime Uçurum uçurum asılısın sen hala içimde Işık ışık gülüşünün gurbetindeyim yar! Öyle derinlerdesin ki.... Okuyamıyor seni kimseler içimin rahlesinden Çığlıklarımdan sağır kalemler Çözemiyor dilimi Bendeki seni çizemiyor kağıtlara Bastığım topraklar sızım sızım küf tutmuş acılarımdan.. Bulutlar ağlaşıyor gözlerimle Göz verdiğim renkler siliniyor tek tek
Sadece ama sadece hasretinin bir avuç kurşuni rengi kalıyor ellerimde ------------------------- Kundaklandı yüreğim, dil vurgunu dikenli seslerle Bir vâveyla düştü ellerime sadaka niyetine Melâl!
Şimdi risâlesini istiyorlar hiçliğimin.. Çok -sus- acıdın! Bir -sus- konuş ! Bilmiyorlar sızımı dürttüklerini Melâl.. Bilmiyorlar, battığını kelimelerin içime.. Oysa canıma kastediyor sustuğum her bir hece..
Yolcusu yitik, çıkmaz bir yolda kurban oldum ben Melâl Aransa bulunmaz silüetim. Saçlarıma zifiri rüzgârlar değdi.. Kayıptır gölgesi ellerimin Melâl!
Avuntudur libasım, Yüreğime eğreti, ateşten bir avuntu! Namusuna hâlel gelmez bir yalnızlık, alnıma yazgılanan Nişangâhı iki damla yas..! ve hep gece, Şakağımdan süzülen koyu ahla boyanan..
Dilimdeki ezberleri, bilmezdim önceleri.. Ne çok körpeydim acıya Melâl , İçime ağan sızıya ne kadar çöl.. Ateşlere uzanmış meğer, Tutunamadı, Yan(ıl)dı körpe ellerim! Bu yüzdendir Melâl, kavrukluğu yüreğimin!.. Artık ellerimi dualara veresim var .. Gömülüp secdelere ağlayasım.. Aminlerce sus-asım var Melâl!..
Şimdi gökyüzü ağlar bîçâreliğime.. Kuşlar uğramaz tenhalarıma Melâl! Hangi duvara yaslasam başımı Yıkık bir harabe gibi kalırım.. Zehirdir suyun tadı bende.. İklimlerin yoktur baharı.. Kış ortası açan çiçekler gibiyim Melâl! Senden öte kimseler ilişmez ıssızlığıma. Kimseler seslenmez kuyularıma. Sızlar savunmasız kırgınlıklarım, Kanar avuçlarım.. Hadi! ellerinle sarmala kırıklarımı.. Merheminden sür dilime, Duala beni Melâl!
Sesime sarayım seni, soluğuma.. Saçlarıma dolan, Düşme gözlerimden Asıl kirpiklerime! Saklan! Saklan, kimseler görmesin SENİ ..... Elem Nar
|
• 2009-05-08 11:37:49 - selamünaleyküm
Aşkın vav halini aramak;
Dünyaya eşref-i mahlûkat olarak gönderilen insanoğlunun secde anında Rabbine karşı sükût içerisinde halini arz etmesi, boyun bükmüşlüğünün tezahürü.
Kulluğun manasının sırrındadır vav hâli. İnsanın cenin halinde vav şeklini andıran bir şekilde doğması, ilerleyen süreçte elif gibi doğrularak kâinata meydan okumasında kalbin en iç yerinde saklıdır vav.
Mütevazılığın, boyun bükmüşlüğün ifadesidir vav.
Özgürlüğe açılan yelkenlerin sırrında saklıdır vavın manası. İki büklüm olup tefekkür edince anlar insanoğlu. Anlamaya başladıkça; aranılanı aramaya koyuldukça; aradığının kanatları altında kanat çırptıkça; çaresizce kalana kadar dağları delme şevkiyle Ferhat olup dağa kazmayı vurdukça, yoksunluğun aslında aranılanın yokluğu olduğunu idrak eder insan
Ten kafesinden uçup aşkın vav halini aramak;
Varlık içinde yokluk çekerek, korkulana karşı korkulanın azametinden, güçlü oluşundan değil, korkulanın sevgisini kaybetmekten korkmak. Dünyevî ne kadar duygu ve arzusu varsa hepsini ten kafesine hapsedip Hıraya çekilerek, aşkın kaynağı olan El Vedud;a yaklaşabilmek;
Tepeden tırnağa aşk kesilip sırılsıklam sarılmaktır toprağa. ;Benim sadık yârim kara topraktır; diyen Aşık Veysel gibi kara toprağı dost eyleyip, nefsin kefeninden sıyrılarak vav olup kanat çırpmaktır.
Kısacık ömrü hayatında, kendisini unutan insanın, kendisini yeniden keşfe çıkarak kendisinin farkına varmasıyla bir zamanlar ayağının kayıp da yolda düştüğü yerden kalkarak yola devam etmesi. Kendisine yabancılaştığı, özünden uzaklaştığı, ölümü hatırlamamak için kendisini dünyaya kaptırdığı her şeyi bırakarak, ölmeden önce ölüme kanat çırpmaktır aşkın vav hali.
Olmak, vav halinin tekrar tekrar oluşuna bir atıfsa, vav halinde her nefes aşka atıftır. Her oluşla varlığın notaları yankılanır kâinatta, yağmurlar can verir susuz topraklara, aşkın vav hali ise kurumuş yürekleri yeşertir;
Derman arıyorsan derdine dön ey yolcu!
Sükûtu kan çanağına dönmüş gecenin yakamozda yakarışındadır hikmet. En kutlu sözün; Kuran;ın yüreğine nazil olmaya başladığı anda /kadir gecesi/ gece yürüyüşünle miracını yaşamaktır aşkın vav hali.
Mütevazılığın, boyun bükmüşlüğün, acziyetin ifadesidir. Allah;a adanmaktır. Meryem gibi.
Diriliş amentüsünün tüttüğü yetim bıraktığın secdegâhının ağıtıdır bu. Rıza-i İlahiye;ye kulak ver, yüreğini dinle, yüreğinin frekansını kâinatın zikrine ayarla;
;Secde et, yaklaş!;
Yunus Emre TOZAL
selam ve dua ile kardeşim hayırlı cumalar
Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 8/5/2009 saat: 14:39