 Söylenmeyen sözlerin ağırlığı, demir balyalar gibi çöktü yüreğime... Bir yanardağ misali gönül dağım! Hani bazen diyorum ki patlasa bu yanardağ!... Dökse içindeki her şeyi dışarı!... Boşalsa!... Rahatlasa artık!... Sonra duruyorum... Sonra susuyorum... İçimden çıkan lavların etrafı yangın yerine çevireceğini düşününce kilit vuruyorum dilime...." Yan!" diyorum içime!... "Sadece sen yan!" Ve "Dayan!" diyorum gönlüme!..." Herkes mutlu olsun! Sen dayan!.." Dayan be gönlüm!... Dayan ki , elbet birgün görecektir sevgili arşa yükselen alevlerini... Dayan ki , elbet bir gün sende açan alev kırmızısı güllerin kokusu yâre ulaşacaktır... Dayan ki bir gün alevlerin, sevgilinin gözyaşıyla buluşacaktır... Dayan gönlüm!... Seni de elbet bir anlayan olacaktır!... Dayan be gönlüm!.. İçine akıttığın gözyaşınla bile sitem etme sevgiliye!... Derdini başına tac et "Sevgiliden geldi." diye... Ve dayan , sorma "İçime bu yangını salıp da nereye gitti?" diye!... Sen sevgine sadık ol, o seni sevmese bile!... Dayan be gönlüm!... Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr... Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var!... Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar!... Ama dayan gönlüm!.. Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!... Dayan be gönlüm!... İçindeki aleve attığın tohumları gözyaşınla yeşert! Dayan ki her şey bitecek bir gün, kalmayacak ne gam ne dert!... Alev kırmızısı güllerden der demet demet... Bil ki!...
Bil ki bir gün mutlaka bitecek bu hasret!...
alıntıdır
|
• 2009-09-23 12:15:15 - selam ve dua ile hayırlı günler hoşça bakın zatınıza
Sabrı Yoldaş Edinmek!
En onulmaz yaralara ilaç sabır. Rızayı İlahiye ulaştıracak burak...Zamanın çıldırtıcılığına rağmen umutla görülen rüyaların varlık alemine bürünüp hayat kazanması için gerekli iksir. Hale rıza, takdir edilmişe boyun eğişle yapılan gizli bir fiili dua ve Rabbe yöneliş, hadiseler karşısında güçsüzlüğünü, acizliğini idrakle varılan bir kulluk, riyasız yapılan bir ibadet, ve hal diliyle şükürdür. Allah Rasulünün(SAV) tabiriyle, ‘vücut için kalp ne ise, iman sahibi için de sabır odur’, ‘sabır imanın hepsidir’ olmazsa olmazıdır. Ötelerde yüz akı, başka bir şeyle yeri doldurulamayacak bir ibadet ve inanmış ruhların hayırlı bir amelidir o. Acı olmaya acıdır, kolay olduğunu da kimse söyleyemez, kimine zehirle pişmiş aş, kimine her an ölümlerden ölüm de olsa yediveren başaklar gibi sonsuz bereketli bir hayata gebe mihenk taşıdır. Onunla bilinir kulun kulluğunun değeri. En karanlık gecelerde, çıkmazlarda, açmazlarda, sıkışılıp kalınan her yerde olayların, insanların, nefsin, şartların ve daha nelerin baskısına rağmen bitmek bilmeyen yolların sonunda umudu görebilmektir.
Emek verilen her işin neticesi güzeldir çok ta kıymetlidir aynı zamanda. Sabırla büyütülen bir bebek, sabırla sulanan bir fide, emek verilip yetiştirilen taze bir dimağ gözlerden ellerden dillerden sakınılır. Sabır bir sarraf hassasiyetiyle elindeki ham altına en ince motifleri işleyen emektir; sabır ovalarında boy veren sıkıntılar, çileler hiç olmadık bir zamanda yeryüzünde gözlerin görebileceği, ağızların tadacağı en lezzetli en güzel bir meyve ile taçlanır. Ebediyetlerde hazır bekleyen gözlerin görmediği hayal ötesi güzelliklere ulaşmanın bir adım öncesinde elde edilen, göğüs gerilmiş her güçlüğe karşı peşin peşin verilen geçici bir ikram-ı İlahidir o meyve. İşte o an insanın oraya kadar taşıdığı bütün mihnetler hükmünü yitirir. Adeta yaşanmamışçasına sözsüz kelamsız iklimlere salınır her bir zorluk. Elem zamanının sona ermesi lezzeti de bir kaç katına katlar.
İnsan ömrünü aşan büyük rüyaların gerçekleşmesi uğruna zamana rağmen sabrı yoldaş edinip, neticesi dünya yüzüyle görülemeyecek işler için çılgıncasına gayret göstermek en zor gibi görünse de, neler neler yoktur ki insan hayatında sabırla soluklanmamış. Garipler sabrı kuşanırlar kendilerini anlamaktan uzak koca bir dünyaya karşı. Sıradan hayatlarına duru bir hoşgörüyü esirgeyen insanlar güruhunun önünde başka şekilde durabilmek, ayakta kalabilmek mümkün değildir. Onlarla konuşabilecekleri tek dildir sabır.
‘Şu muhakkak ki gerek mallarınızda, gerek canlarınızda imtihana tâbi tutulacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilen Yahudi ve Hıristiyanlardan ve bir de müşriklerden sizi inciten birçok söz işiteceksiniz. Ama siz sabreder ve günahlardan korunursanız, muhakkak ki bu davranış, yapılacak işlerin en değerlisidir.’(Al-i İmran 186) İlahi kelamına binaen yaşanabilecek sıkıntılar gözardı edilemez, katlanılacak her zorluk, dayanılan her eziyet aslında Rabbin rızasını kazanmak için bir vesile olarak görülmeli. Allah sevdiği kullarına verir bela ve musibeti; bela ve musibetlerin kula uğramasının, onları sabırla karşılayıp şükürle direnerek kaçırılmaması gerekli fırsatlar oldukları bilinmeli. Herşeyin O’ndan geldiğine inandığımız gibi, sabrın bile lütf-u İlahi ile bizi bulduğu idrakiyle sıkıntı zamanlarını şükranla çiçeklemeli.
Rabbin rızasını netice vermeyecek nefsin istek ve arzularına, günah dehlizleriyle çevrilmiş dünyanın çekiciliğine, malın, makamın, mansıbın, size kendisini sunmasına, kalbi Allah’tan gayrısına kaydıracak her türlü davete Allah için direnmek…
Önümüzdeki her engel ve zorluğa rağmen Rabbe kullukta sebat göstererek, kul olmaya, kul kalmaya, bulunduğu yerden ayrılmamaya, düşmemeye, sürçmemeye, sarsılmamaya her dem ruh tazeliğini korumaya direnç göstererek ibadetlere her daim devam etmek…
Vuslat ateşiyle yanan gönüllerin dumanını savurarak ‘Sevgili’den ayrı bir gün daha’ deyip uyanılan her bir sabahı guruba hayır hasenatla donatarak ulaştırma azmiyle dayanmak…
Ruhun en büyük ihtiyacı olan Sevgiliye ulaşma yakın olma arzusuna rağmen ten perdesini aşamamaya, gerçek hürriyete ulasamamaya katlanmak…
Çiğliklere, hamlıklara, eksikliklere, hatalara, anlaşılamamaya dayanmak…
Vicdanı kullanmaya, bildiği doğruları söylemeye, dosdoğru olup dosdoğru yaşamaya, güzel ahlakı muhafaza etmeye, kim ve ne olursa olsun Yaratan hatırına sevmeye, kol kanat germeye, davete son nefese kadar sabır…
Her sendelemeyle bir türlü altedemediğimiz aşağılık nefislerin kol kanadımızı düşürmesine bir kez daha şahit olmanın bıraktığı acıyla kendimizi aşamamaya, hayallerimizdeki biz olamamaya sabır…
Her kırılıp dökülmenin ardından toparlanıp düze çıkmaya sabır…
Hasılı insan olmaya,
Kemale erme yolunda yaşanacaklara, aşılacaklara, pişireceklere, tadılacaklara bizi hayalin de ötesinde biz yapacaklara umudu yitirmeden ulaşana dek sabır…
Bir sabır mevsiminde daha sabrı bir başka buuduyla soluklarken yakarışlarımız yine Rabbe, kapısının ayrılmaz kulları olarak Rahmet hazinelerinden yine dileniyoruz;
Ya Rab! Bizleri rızayı İlahiye ulaştıracak yolları açıp karşılığı cennet olan sabrı ruhlarımıza hissettir. Amin
Handan Everest