Bismillahirrahmanirrahim
Dayan be gönlüm!... - BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Blogcu



BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

• 3/6/2009 - Dayan be gönlüm!...

 

Söylenmeyen sözlerin ağırlığı, demir balyalar gibi çöktü yüreğime...

Bir yanardağ misali gönül dağım!

Hani bazen diyorum ki patlasa bu yanardağ!...

Dökse içindeki her şeyi dışarı!...

Boşalsa!...

Rahatlasa artık!...
Sonra duruyorum...

Sonra susuyorum...
İ
çimden çıkan lavların etrafı yangın yerine çevireceğini düşününce kilit vuruyorum dilime...."

Yan!" diyorum içime!...

"Sadece sen yan!" Ve "Dayan!" diyorum gönlüme!..."
Herkes mutlu olsun!

Sen dayan!.."
Dayan be gönlüm!...

Dayan ki , elbet birgün görecektir sevgili arşa yükselen alevlerini...

Dayan ki , elbet bir gün sende açan alev kırmızısı güllerin kokusu yâre ulaşacaktır...

Dayan ki bir gün alevlerin, sevgilinin gözyaşıyla buluşacaktır...

Dayan gönlüm!...

Seni de elbet bir anlayan olacaktır!...
Dayan be gönlüm!..

İçine akıttığın gözyaşınla bile sitem etme sevgiliye!...

Derdini başına tac et "Sevgiliden geldi." diye...

Ve dayan , sorma "İçime bu yangını salıp da nereye gitti?" diye!...

Sen sevgine sadık ol, o seni sevmese bile!...
Dayan be gönlüm!...

Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr...

Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var!...

Biliyorum!

Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar!...

Ama dayan gönlüm!..

Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!...
Dayan be gönlüm!...
İçindeki aleve attığın tohumları gözyaşınla yeşert!

Dayan ki her şey bitecek bir gün, kalmayacak ne gam ne dert!...

Alev kırmızısı güllerden der demet demet...

Bil ki!...

Bil ki bir gün mutlaka bitecek bu hasret!...

                                                  

                                                                                           

                                                                                                                                                          alıntıdır

                                                              

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 2009-09-23 12:15:15 - selam ve dua ile hayırlı günler hoşça bakın zatınıza

Yazan: canahmedimsav


Sabrı Yoldaş Edinmek!
En onulmaz yaralara ilaç sabır. Rızayı İlahiye ulaştıracak burak...Zamanın çıldırtıcılığına rağmen umutla görülen rüyaların varlık alemine bürünüp hayat kazanması için gerekli iksir. Hale rıza, takdir edilmişe boyun eğişle yapılan gizli bir fiili dua ve Rabbe yöneliş, hadiseler karşısında güçsüzlüğünü, acizliğini idrakle varılan bir kulluk, riyasız yapılan bir ibadet, ve hal diliyle şükürdür. Allah Rasulünün(SAV) tabiriyle, ‘vücut için kalp ne ise, iman sahibi için de sabır odur’, ‘sabır imanın hepsidir’ olmazsa olmazıdır. Ötelerde yüz akı, başka bir şeyle yeri doldurulamayacak bir ibadet ve inanmış ruhların hayırlı bir amelidir o. Acı olmaya acıdır, kolay olduğunu da kimse söyleyemez, kimine zehirle pişmiş aş, kimine her an ölümlerden ölüm de olsa yediveren başaklar gibi sonsuz bereketli bir hayata gebe mihenk taşıdır. Onunla bilinir kulun kulluğunun değeri. En karanlık gecelerde, çıkmazlarda, açmazlarda, sıkışılıp kalınan her yerde olayların, insanların, nefsin, şartların ve daha nelerin baskısına rağmen bitmek bilmeyen yolların sonunda umudu görebilmektir.

Emek verilen her işin neticesi güzeldir çok ta kıymetlidir aynı zamanda. Sabırla büyütülen bir bebek, sabırla sulanan bir fide, emek verilip yetiştirilen taze bir dimağ gözlerden ellerden dillerden sakınılır. Sabır bir sarraf hassasiyetiyle elindeki ham altına en ince motifleri işleyen emektir; sabır ovalarında boy veren sıkıntılar, çileler hiç olmadık bir zamanda yeryüzünde gözlerin görebileceği, ağızların tadacağı en lezzetli en güzel bir meyve ile taçlanır. Ebediyetlerde hazır bekleyen gözlerin görmediği hayal ötesi güzelliklere ulaşmanın bir adım öncesinde elde edilen, göğüs gerilmiş her güçlüğe karşı peşin peşin verilen geçici bir ikram-ı İlahidir o meyve. İşte o an insanın oraya kadar taşıdığı bütün mihnetler hükmünü yitirir. Adeta yaşanmamışçasına sözsüz kelamsız iklimlere salınır her bir zorluk. Elem zamanının sona ermesi lezzeti de bir kaç katına katlar.

İnsan ömrünü aşan büyük rüyaların gerçekleşmesi uğruna zamana rağmen sabrı yoldaş edinip, neticesi dünya yüzüyle görülemeyecek işler için çılgıncasına gayret göstermek en zor gibi görünse de, neler neler yoktur ki insan hayatında sabırla soluklanmamış. Garipler sabrı kuşanırlar kendilerini anlamaktan uzak koca bir dünyaya karşı. Sıradan hayatlarına duru bir hoşgörüyü esirgeyen insanlar güruhunun önünde başka şekilde durabilmek, ayakta kalabilmek mümkün değildir. Onlarla konuşabilecekleri tek dildir sabır.

‘Şu muhakkak ki gerek mallarınızda, gerek canlarınızda imtihana tâbi tutulacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilen Yahudi ve Hıristiyanlardan ve bir de müşriklerden sizi inciten birçok söz işiteceksiniz. Ama siz sabreder ve günahlardan korunursanız, muhakkak ki bu davranış, yapılacak işlerin en değerlisidir.’(Al-i İmran 186) İlahi kelamına binaen yaşanabilecek sıkıntılar gözardı edilemez, katlanılacak her zorluk, dayanılan her eziyet aslında Rabbin rızasını kazanmak için bir vesile olarak görülmeli. Allah sevdiği kullarına verir bela ve musibeti; bela ve musibetlerin kula uğramasının, onları sabırla karşılayıp şükürle direnerek kaçırılmaması gerekli fırsatlar oldukları bilinmeli. Herşeyin O’ndan geldiğine inandığımız gibi, sabrın bile lütf-u İlahi ile bizi bulduğu idrakiyle sıkıntı zamanlarını şükranla çiçeklemeli.

Rabbin rızasını netice vermeyecek nefsin istek ve arzularına, günah dehlizleriyle çevrilmiş dünyanın çekiciliğine, malın, makamın, mansıbın, size kendisini sunmasına, kalbi Allah’tan gayrısına kaydıracak her türlü davete Allah için direnmek…

Önümüzdeki her engel ve zorluğa rağmen Rabbe kullukta sebat göstererek, kul olmaya, kul kalmaya, bulunduğu yerden ayrılmamaya, düşmemeye, sürçmemeye, sarsılmamaya her dem ruh tazeliğini korumaya direnç göstererek ibadetlere her daim devam etmek…

Vuslat ateşiyle yanan gönüllerin dumanını savurarak ‘Sevgili’den ayrı bir gün daha’ deyip uyanılan her bir sabahı guruba hayır hasenatla donatarak ulaştırma azmiyle dayanmak…

Ruhun en büyük ihtiyacı olan Sevgiliye ulaşma yakın olma arzusuna rağmen ten perdesini aşamamaya, gerçek hürriyete ulasamamaya katlanmak…

Çiğliklere, hamlıklara, eksikliklere, hatalara, anlaşılamamaya dayanmak…

Vicdanı kullanmaya, bildiği doğruları söylemeye, dosdoğru olup dosdoğru yaşamaya, güzel ahlakı muhafaza etmeye, kim ve ne olursa olsun Yaratan hatırına sevmeye, kol kanat germeye, davete son nefese kadar sabır…

Her sendelemeyle bir türlü altedemediğimiz aşağılık nefislerin kol kanadımızı düşürmesine bir kez daha şahit olmanın bıraktığı acıyla kendimizi aşamamaya, hayallerimizdeki biz olamamaya sabır…

Her kırılıp dökülmenin ardından toparlanıp düze çıkmaya sabır…

Hasılı insan olmaya,

Kemale erme yolunda yaşanacaklara, aşılacaklara, pişireceklere, tadılacaklara bizi hayalin de ötesinde biz yapacaklara umudu yitirmeden ulaşana dek sabır…

Bir sabır mevsiminde daha sabrı bir başka buuduyla soluklarken yakarışlarımız yine Rabbe, kapısının ayrılmaz kulları olarak Rahmet hazinelerinden yine dileniyoruz;

Ya Rab! Bizleri rızayı İlahiye ulaştıracak yolları açıp karşılığı cennet olan sabrı ruhlarımıza hissettir. Amin

Handan Everest
Bağlantı

• 2009-07-03 11:18:46 - sa

Yazan: millipark
hayırlı cumalar abla
Bağlantı

• 2009-06-29 21:14:35 - bir iz..

Yazan: kelebeklersonsuzaucar
selamun aleyküm diyarı mutluluk olan!

arkadaşların sayfasında görürüm hep adınızı, izinizi..
bu sefer ben de takip ettim ve gelip bir iz bırakmak istedim..
gönlünüzün daim hoş olması dileğiyle...vesselam..

Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 29/6/2009 saat: 22:50
Bağlantı

• 2009-06-26 11:48:23 - hoşbuldum a.s

Yazan: millipark
hayırlı cumalar güzel ablacım :)
Bağlantı

• 2009-06-25 11:42:43 - selamun aleykum

Yazan: millipark
canım ablacım kandilin mübarek olsun güzel bir kandil geçirmen dileğiyle dua ile..
Bağlantı

• 2009-06-25 04:59:03 - regaip kandilin mübarek olsun

Yazan: as06
Server-i Ser Efendimiz Hz. Muhammed (SAV), mübarek üç aylar ve Regaib Kandili;yle ilgili şöyle buyurmuştur:

Recep Allah;ın, Şaban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır.

Allah;ım! Hakkımızda Recep ve Şaban;ı mübarek kıl ve bizi Ramazan;a eriştir.

Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri dönmez( yani kabul olur): Recebin ilk gecesi (Regaib), Şaban;ın 15. gecesi (Berat), Cuma geceleri, Ramazan bayramı gecesi, Kurban bayramı gecesi."

Receb Allahü Teala;nın günahları mağfiret edeceği aydır. Allahın sevdiği aydır. Receb ayında kavga etmek, kan dökmek yoktur;

Receb büyük bir aydır. Allah o ayda sevapları katlar. Kim Receb ayında 1 gün oruç tutarsa 1 sene oruç tutmuş gibi olur. Kim 7 gün tutarsa ona cehennem kapıları kapanır. Kim 8 gün tutarsa ona 8 cennet kapısı açılır. Kim 10 gün tutarsa gökte bir melek şöyle seslenir: ‘Geçmiş günahların bağışlanmıştır, haydi amele yeniden başla.

Hz. Hasan (R.A.) Efendimiz buyurdu ki:

Receb ayında oruç tutunuz. Çünkü Receb ayında oruç Allah’ın tövbelerinizi kabul buyurmasına bir sebeptir.

Prof. Dr. Mahmud Es;ad Coşan (Rh.A.) Hocaefendi:
Üç aylar denilen bir nurlu devre, bir manevi hayrü bereket, feyzü fazilet mevsimi başlıyor. Bizler bu yeni fırsatta kendimize çeki düzen vermeli, günden güne sâfileşip yüksele yüksele Şaban'dan Ramazan'a ârifane geçmeli, en sonunda da maddi-manevi ve ruhi bakımdan gerçek bir bayrama ermeliyiz.


Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 25/6/2009 saat: 08:59
Bağlantı

• 2009-06-25 00:00:42 - S.a.

Yazan: guzergah
Kandiliniz Mübarek olsun.
Bizede dua buyurun inş.(C.tesi Kpss sınavım var )

Âkıbet Hayr olsun Efendim...
Bağlantı

• 2009-06-22 11:42:13 - hayırlı günler

Yazan: canahmedimsav
Ey Allah;ım! Dinin ile, sana ve peygamberine itaat etmekle beni koru. Ey Allah;ım! Beni hadlerinden, cezalarından, yasakladıklarından uzaklaştır. Ey Allah;ım! Beni, seni, meleklerini, rasûllerini ve salih kullarını sevenlerden eyle. Ey Allah;ım! Beni kendine, meleklerine, rasûllerine ve salih kullarına sevdir. Ey Allah;ım! Bana cennet yolunu kolaylaştır ve beni cehennem yolundan uzaklaştır. Ahiret ve dünyada beni affet. Beni muttaki imamlardan kıl. Ey Allah;ım! Sen Kur;ân;ında ;Beni çağırınız. Size icabet edeyim; (Gafir: 40/60) buyurmaktasın. Sen vaadine muhalefet etmezsin. Ey Allah;ım! Beni İslâm;a hidayet etmişken beni ondan, onu da benden ayırma, ta ki müslüman olarak öleyim.
selam ve dua ile mutluluk kardeşim mevlam muininiz olsun inşallah

Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 22/6/2009 saat: 13:57
Bağlantı

• 2009-06-19 10:45:39 - sa

Yazan: millipark
hayırlı cumalar ablacım
Bağlantı

• 2009-06-19 10:25:13 - selam ve dua ile hayırlı cumalar mutluluk kardeşim

Yazan: canahmedimsav

İhsan ihsandır..

İKRAM, İHSANDIR..
DOĞRUDAN Rabbe ait bir vasıftır.
Karşılıksızdır.
Onun için çok önemsenmiştir.
Allah;a (c.c) yaklaşmanın en kestirme yolu,
Karşılıksız ikram etmekten geçer.
Yaradılışı gereği âdemoğlunun karnı şu üç şeye karşı yumuşaktır:
Güzellik, mükemmellik ve karşılıksız ikram..
Düşmanımızda bile görsek,
;Cemâl;e, ;Kemâl;e ve ;İhsân;a kayıtsız kalamayız.
İnsanın karşılaşınca reddedemediği,
Nedensiz olarak sevdiği ilk şey ;ihsan;dır.
Karşılıksız ikrama duyarsız kalabilecek birisi yoktur.
Fermân-ı nebevî ile ihsan;
Allah;ı sanki görüyormuş gibi ibâdet etmektir.
Zirâ, biz O;nu görmesek de O bizi görmektedir. [1]
Bir yandan bakınca karşılıksız ikram etmek olan ihsan,
Diğer taraftan Yaratıcının (c.c) huzurunda olmanın verdiği,
Ruh halini kuşanmak olarak karşımıza çıkıyor.
Sanki insandan,
Bu iki kavramı bünyesinde buluşturması isteniyor gibidir..

Her bir mahluk varlığını devam ettirebilmek için,
Sonsuza uzayan bir ihtiyaç silsilesine muhtaçtır.
Vücut sahasında kalabilmek için,
Gerekli olan ihtiyaç listesini alt alta yazmaya kalksaydık,
Ne kalem yeterdi ona, ne de kütüphaneler dolusu defter! [2a] , [2b]
Ömrümüz tükenirdi de o listenin sonunu yine getiremezdik.
Madem ki ihtiyaçlarımız sonsuzdur,
Elbette onları her an karşılayan Birisi var demektir..
Yaratıcı (c.c) şayet bizi sevmese,
Tüm bu nimetleri bizden niye esirgesin?
Varlığımızın devamı için,
Saymakla bitiremeyeceğimiz bunca nimeti,
Karşılıksız olarak bize niye versin?..
Siz sevmediğiniz insanlara,
En küçük bir şeyinizi veriyor musunuz?.

İnsan, huzur-u ihsandayken insandır.
Çünkü ihsan, ihsandır.. [3]
Kendimize dönüp baktığımızda,
Bizde de karşımızdaki insanlara karşı,
Halet-i ihsaniye diyebileceğimiz,
İhsanda bulunma özelliğinin var olduğunu görürüz.
Fakat onları sevmemiz koşuluyla;
Zira sevmediğimiz insanlara,
En küçük bir şeyimizi bile vermeyiz.
En azından gönül rızasıyla veremeyiz.
Yaratıcı (c.c) ise,
Karşılıksız olarak nimetleriyle bizleri perverde ettiğine göre,
Gerçekten bizi seviyor demektir.
Böyle bir Zât;a karşı saygıda kusur edilir mi?
Ona suizanda bulunulur mu?
Sevgimizin delili kulluk etmektir. [4a] , [4b]
Kulluğun temel mihengi de,
Her yaptığını, her ânını Allah rızası için yapabilmektir.
Sanki Onu (c.c) görüyormuş gibi..

Altan Tanrıkulu
selam ve dua ile kardeşim




Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 19/6/2009 saat: 10:26
Bağlantı

• 2009-06-19 01:05:09 - ALLAH'ın en güzel selamı ile esselamun aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu

Yazan: allahbesbakiheves
EBUL VEFA HZ.'NİN DUASI

Ya Allah!

Dünya ve ahirette karşılaşacağım her bir korku için 'lailaheillallah' ı,

Her keder ve üzüntü için 'maşa'allah'ı,

Her bir nimet için 'elhamdulillah'ı,

Hayret verici her şey için 'subhanallah'ı,

Her bir günah için 'estağfirullah'ı,

Her darlık için 'hasbiyallah'ı,

Her musibet için 'inna lillahi ve inna ileyhi raciun'u,

Her bir kaza ve kader için 'tevekkeltu alellah'ı

Her bir itaat ve isyan hareketi için 'la havle vela guvvete illa billahil aliyyul aziim'i, hazırladım.

Ey Rabbım! Bize arttır da eksiltme, bizi şereflendir de hor ve hakir kılma, bize ver de mahrum bırakma, bizi seç de üzerimize ihtiyar etme.

Bizden razı oluver bizden kabul eyle. Ey Kerem sahibi! Ey esirgeyenlerin en merhametlisi! Duamı kabul eyle. Hamd alemlerin Rabbın'a mahsustur.

SELAMLARIN VE DUALARIN EN GÜZELİ İLE ALLAH'A EMANET OLUN...EN KAL-İ MUHABBETLERİMLE...HAYIRLI / BEREKETLİ / NURLU CUMALARIMIZ OLSUN...ziyaretleriniz için teşekkür ederim...ALLAH daimen ve ebeden razı olsun sizlerden...hayırlı nurlu ve bereketli günler...

<<<<< @C!Z@N£ K@RD$!N!Z >>>>>


Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 19/6/2009 saat: 09:39
Bağlantı

• 2009-06-17 14:01:38 - selamünaleyküm dua ile inşallah

Yazan: canahmedimsav
.....KENDİMİZİ ARIYORUZ GÖREN VAR MI .......

KALPLERİMİZ ÇOK GENİŞTİ. İÇİNİ HEP BEN'LERLE DOLDURDUK. SANKİ BEN'LER KALPLERİMİZİ DAHA DA GENİŞLETTİ. KALPLERİMİZ GENİŞLEDİ GENİŞLEMESİNE AMA İÇİNDE O KADAR ÇOK BEN VARDI Kİ SEN'LERE YER KALMADI. KALPLERİMİZİ BEN'LERDEN SEN'LERE AÇMAYI BAŞARAMADIK. BUNU BAŞARMANIN BELKİ DE TEK YOLU VARDI; BEN'İ ÖLDÜRMEK.

Mevlana Mesnevi'sinde bir hikâye anlatır:

Bir adam, dostunun kapısına gelip, kapısını çalar. İçeriden gelen ses:
-Kapıyı çalan da kim, diye sorar.
Adam:
-BEN'im, diye cevap verince, dostu:
-Git, şimdi zamanı değil, sonra gel der.
-Adam, kapıdan ayrılır ve bir yıl dostunun hasretiyle yanıp tutuşur. Bir yılın sonunda dostunun kapısına tekrar gelir. Reddedilme korkusuyla kapıyı çalar.
İçeriden gelen ses:
-Kim o, diye sorar. Adam:
-SEN'im, diye cevap verir.
Dost, adamı içeri davet eder:
-Mademki BEN'sin, içeri gir. Ev dar iki kişi sığmıyor, der.
Kaçımızın SEN' im diyebileceği, ruhunu birleştirebileceği bir dostu var? Kaçımız BEN'ini SEN yapmayı başarabildi? İşimiz hep BEN'lerle. Çok sevdiğimizi söylediğimiz halde SEN'im diyemiyoruz sevdiğimize. Ya sevgimizde bir problem var ya da BEN'imizde. Eğer sevdiğimizle SEN olabilseydik, arada mesafeler olsa bile SEN'imiz hep yakın olurdu. Bu yüzden "gözden ırak olan gönülden de ırak olur" sözü, SEN olamayan BEN'ler için doğru olsa gerek. SEN olmayı başarabilseydik maddi mesafelerin bir önemi olmaz, gözümüzden ıraklık, gönlümüzdeki ıraklığa engel olurdu.
Biz BEN'likleri ne zaman aşarsak SEN'likler o kadar yanı başımızda olacak. "Gerçek aşk" da bu olsa gerek. SEN-BEN değil, sevdiğimizle bir olmak.

BEN'ini Leylası ile SEN yapan Mecnun'a "adın ne?" diye sorduklarında, "Leyla" diye cevap vermişti. Mecnun'un karşısına bir gün Leyla çıktığında, önce onu tanıyamamış, Leyla olduğunu anladığında ise ona şunları söylemişti; "Bir bütün idim ben Leylâ ile. Sense Leylâ'yım diyorsun. Sen Leylâ isen eğer; beni yakmaya hayalin yeter, takatim yok sana kavuşmaya.

Varlığı olmayan bir zerreye aynadan ne fayda? Canım gideli hayli zamandır, cismindeki bir başka candır; bir özge candır. Sensin beni benden ayıran, uzaklaştıran. Ben yokum, senin tecellin var. Vuslatının ağır yükünü kaldıramam ki. Önceleri sen vardın, şimdi ben yok oldum. Manevi dünyamda dostum daima sensin."(2) Leyla öldüğünde ise Mecnun'a "Leyla ölmedi mi?" diye sorduklarında "Hayır, BEN Leyla'yım" diye cevap vermişti.

. Şimdi soralım BEN'imize, SEN'im diyebileceğimiz bir dostu bulmayı başardık mı? Birinin SEN'im diyebileceği kadar dost olabildik mi?
Kalplerimiz çok genişti. İçini hep BEN'lerle doldurduk. Sanki BEN'ler kalplerimizi daha da genişletti. Kalplerimiz genişledi genişlemesine ama içinde o kadar çok BEN vardı ki SEN'lere yer kalmadı.

Kalplerimizi BEN'lerden SEN'lere açmayı başaramadık. Bunu başarmanın belki de tek yolu vardı; BEN'i öldürmek. BEN'i öldürmek kolay kolay olacak bir şey değildi. BEN'e SEN dedirtebilmek için BEN'in iyi bir terbiyeye ihtiyacı vardı. BEN terbiye olmazsa SEN'i bulmak mümkün olmazdı. Bu terbiye de sevgi ve aşk ile olurdu.

BEN'imizi terbiye etmek için uğraştık mı? Böyle bir amacımız oldu mu?..
Bizi, bize veren O'na BEN'imizi verebildik mi? "Kendimi arıyorum, gören var mı?" diyecek kadar BEN'ini O'na veren ve O'nunla SEN olabilen
Ne mutlu SEN'ini bulabilene;

Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 17/6/2009 saat: 16:28
Bağlantı

• 2009-06-12 12:51:33 - sa

Yazan: millipark
hayırlı cumalar ablacım
Bağlantı

• 2009-06-12 09:56:29 - selam ve dua ile kardeşim

Yazan: canahmedimsav
"...sultan-ı kainat birdir. herşeyin anahtarı onun yanında, herşeyin dizgini onun elindedir."
Bağlantı

• 2009-06-11 11:08:57 - selamünaleyküm

Yazan: canahmedimsav
Huzur-u kalb

HAYAT BENİM cüz;î irademle kontrol edebileceğimden çok büyük. Her gün, her an benim dışımda milyonlarca, milyarlarca, belki sonsuz sayıda olay oluyor. Bütün bunları kontrol edememenin, yönetememenin ötesinde, çoğunlukla ellemem, dokunmam bile mümkün değil.
Aczim sonsuz, ama ihtirasım çok. Gücüm yok, ama isteğim çok.

Üstelik rahatsız edecek çok şey var. Ben küçüldükçe dışım büyüyor, beni eziyor. Uğraşıp didiniyorum, ufak tefek başarılar beni muzaffer kılıyor, bazen bütün herşeyi değiştirebilirim zannediyorum. Aldanıyorum, kendimi aldatıyorum.

Ben, benden başka birşeye razı olmamak gibi bir kibirin eşiğindeyim.

Gördüm ki, hep aynı yere gelen bir kısırdöngünün içindeyim. Olaylar değişiyor, olan değişmiyor. Bir sonraki benim istediğim oluşlarda alacağım nefesleri beklemedeyim, bir sonraki aldanışlarda gizlediğim hazlarla güçlenmeyi ümit etmekteyim.

Bugüne kadar bildiğim bütün öğretileri gözden geçirdim. Hemen hepsi akılda kalmış kalbe inmemiş. Bildiklerim bu yaşadıklarımı izah edebilmenin gücünü saklıyordu, ama bana o gücü vermiyordu. Soruyu çözüyordu, ama çözümü hissettirmiyordu; huzur-u kalb;i vermiyordu.

Halbuki Allah her gün, her saniye, hatta her an bütün bu iç-dış dengesini kurabilecek fırsatlar veriyor; ben o fırsatların hepsini dengeyi kurduran, güçlendiren adımlar olmak yerine, problemin kendisi haline getiriyorum. O her bir altın külçelerini, yoluma dikilen dağlar, taşlar olarak görüyorum.

Mısri;nin ;Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş; satırları tekrar ediyor kafamda, çatlarcasına. Bilmeyi anlamaya, anlamayı da hissetmeye döndürmem gerektiğini farkediyorum. Bilgiyi anlamaya, anlamayı hissetmeye..!

Bir huzur-u kalb iklimi gerekiyor. Dünyayı, hayatı, olanları bir pencereden seyrettiren, ama içine girmeyen bir yaklaşım. Hatta kendimin de içinde aktör olduğu oyunu, seyirci sıralarından seyrettiren bir bakış, bir hissediş gerekiyor.

Hem oyun içinde, hem de tamamen oyun dışında. Oyun içerisinde başarılı bir aktör, ama aynı anda oyunun oyun olduğunu bilen, sonunu, alkış sahnesini ve sonrasını bilerek seyreden iyi bir seyirci.

Huzur-u kalb seyretmekle geliyor, dışarıya tamamen bir seyirci gözüyle bakmakla. Kendim dahil herşeyi bir film gibi seyretmekle. Bu yönüyle aczim, güçsüzlüğüm yerini buluyor. Oyun içindeki rolüm de, bana verilen cüz;î irademle iyi bir aktör olmanın sorumluluğunu taşıtıyor. Verilen küçücük rolümü oynayabildiğim kadarıyla başarılı oluyorum, rolümün büyüklüğü nispetinde değil.

Hep en iyi oyuncu olma gayreti, hiç seyirci olamama... Gelip geçtiğini düşünmeyen bir yolcu gibi yürümek... Problemim bu diyorum, aczimi kudret, güçsüzlüğümü güç zannetmek.

Evet, derdim bana derman imiş.

Herşeyi bir melodi eşliğinde izlemekten zevk alıyorum, rolümü seviyorum.

Bu sezgi, bu hissediş kalsın istiyorum. Kaybolmasın.

O;nu anmak, herşeye O;nu anarak bakmak, seyirci sıralarına geçmemi sağlıyor. Kendimi sahnede beğenmesem de, kendimi görebilmekten hoşlanıyorum.

O;nu anmanın gücüne hayran oluyorum.

Rabbim, beni tamamen seyirci sıralarında kalıp rolümü;görevimi;unutmaktan, ya da hep oyun içinde kaybolup bitişi görememekten koru.

Ne aczimi unuttur, ne de görevimi...

Âmîn.


Abdurrahman Bulut

selam ve dua ile kardeşim mutluluk


Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 11/6/2009 saat: 12:28
Bağlantı

• 2009-06-10 12:19:01 - selamünaleyküm

Yazan: canahmedimsav
Kapındayım...

Her ibre Sana Her yolun sonu Sen Ve Sensiz çok eksiğim ben Kainatın Sana bakana her yanındasın Gözleri ve aklı şaşırtıyor nakşın İmkanı namümkün Sultanım. Kapındayım...Sana uzanan ellerimi boş çevirmeyenim Sana gelen yüreğimi geri göndermeyenim Sana müştak ve müteşşekkir boynu bükük bu bende Cemal in gözümün değdiği yerde İhtimaldir her an yoldan çıkma müpheminde Çıkarsam çıktığım yolların Sana çıkan yerinde Yürek pejmurde,gönül bikeste,aciz ve zaifliğimle Bu iç çekişle Ve her iç çekişte içlenişle Ahhh sınanmaya doğru attığım bu hamle Ve gelişim hicret olsun Alemine Hicretim içimden SEN in yed-i kudretinle Niyetim Senin beni var eden rahmetine Zira 'herkesin hicreti niyetine' Sürgün et beni sürülmüşlüğümle beldene.Kaplındayım...Koskoca yoklar için nefesimi tüketmeme izin verme Enaniyet mil çekmesin amalığa meftun gözlerime Kilitle kapımı gelmesin gayrı hiç kimse Bir 'Sen'den başkası kalmasın 'ben'de.Kapındayım...Sana geldim en Sen olan yanlarımla Rabbim acizim n 'olur Senden beni geri çevirme Seni dileniyorum Sen 'den Düşlerimi,dilendiğimi değiştirme Dönüşlerde düşürme Hizmet-i imaniye ve muhabbet-i ilahiye Herşeyin fevkınde bu demde Kapındayım...Beni SEN' den yoksun etme!....

Allah c.c. razı olsun kardeşim mutluluk rabbim daim inşirah versin sinenize


Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 10/6/2009 saat: 15:23
Bağlantı

• 2009-06-08 17:38:27 - ALLAH'IN EN GÜZEL SELAMI İLE ESSELAMUN ALEYKUM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKATUHU

Yazan: allahbesbakiheves
s.a diyar-ı mutluluk bloğuma yapmış olduğunuz ziyaretler için teşşekkür ederim ben iadeyi ziyaret yapamıyorum yapsamda biraz geç oluyor :( af buyrula...evet haklısınız bende bloğumu açınca bi huzur buluyorum şablonu ben hazırlamadım ben blogcuda başlayınca bi abimin çok sevdiğim bi abimin bana olan jestiydi ALLAH ondan bir değil kainatın zerresince razı olsun tabbii sizlerdende...o kişi sizinde arkadaşınız aynı zamanda...selam ve dualarla kalın selametle...
Bağlantı

• 2009-06-08 13:13:39 - esselam...

Yazan: canahmedimsav

Yürek krizi nasıl aşılır?

Sadece ekonomik kriz içinde değil, aynı zamanda bir yürek krizindeyiz; çünkü başka milletleri taklide zorlanan milletler yürek krizine girer.
Yürek krizi en azından bir şuuraltı tortusu, bir kavram kargaşası meydana getiriyor...

;Eğri; ile ;doğru; öyle birbirine karışıyor ki, zamanla ;eğri;yi ;doğru;, ;anormal;i ;normal; gibi görmeye başlıyoruz!

Mesela normalde, şu başörtüsü dayatması ;normal; değil...

Şu Ergenekon olayı normal değil...

Ekranlarda izlediğimiz ;sanat çevreleri;nin aşk, arkadaşlık ve evlilik serüvenleri ;normal; değil...

Medya gruplarının birbirleriyle ;çıkar savaşı; yapmaları neyse de bunun için gerçekleri çarpıtarak halkı kandırmaları ;normal; değil...

Bu kadar kısa sürede zenginleşmek kadar, bir gecede fakirleşmek de ;normal; değil...

Yıllar boyu içinde öğütüldüğümüz ;ekonomik kriz; bile ;normal; değil...

Bunlar ;doğru; da değil; ama çoğumuza ;normal; ve ;doğru;ymuşlar gibi geliyor...

Çünkü anormalliklere alışmaya başladık...

;Alışma;nın ardından ;kanıksama; gelecek ki, yüreğimizi tümden kaybetmeden önceki ;son durak; budur!..

Şimdilik sadece ;yürek krizindeyiz...

Hayata neresinden bakarsanız bakınız, toplumsal bir ;yürek krizi; içinde yaşadığımızı görebilirsiniz.

Biz bu ;yürek krizi;ni aşmadan, ne siyasal krizleri, ne de ekonomik krizleri aşabileceğiz!


Peki, ;yürek krizi;ni nasıl aşacağız?..

Elbette sihirli bir formül yok. Söyleyebileceklerim sıradan, aşağı yukarı herkesin bildiği şeyler...

Ama bilmek ile yapmak arasında büyük fark var.

Bir kere her anlamda ve her alanda duyarlı olmamız gerekir...

İnançlarımızın temel örgüsünü içimize iyice sindirebilecek şekilde kendimizi eğitip yetiştirmemiz gerekir...

Kendi olumsuzluklarımız öncelikli olmak üzere, asla ;nemelazım; demeden, tüm olumsuzluklarla sürekli mücadele hâlinde bulunmamız gerekir...

Televizyona teslim olma alışkanlığımızı kırıp imanımızı şuur seviyesine getirecek eserlere yönelebilmemiz gerekir...

Ve hayata analitik (ince eleyip sık dokuyan ve hayatı özümseyen) bir gözle, dünle bugün arasında zaman zaman tarihsel karşılaştırmalar da yaparak bakıp olayları tahlile kendimizi alıştırmamız gerekir...

Bu artıları kazanmak için neler yapmalıyız?; derseniz, hayat tarzımızı biraz değiştirmeye var mısınız?

Mesela, televizyonu mümkün olduğu kadar kapalı tutup kitabı açık tutacak akşamların sayısını artırarak değişimi başlatabiliriz...

Kültürel sohbetlere katılabiliriz...

Dostlarımızı ve arkadaşlarımızı ;doğru; insanlardan seçmeye çalışabiliriz...

Kendimize öfkesiz, kinsiz, kavgasız, sevgi dolu ve kitaplı-kültürlü bir dünya kurup çevremizi kendi dünyamıza özendirebiliriz...

Daha insancıl, daha hoşgörülü, sabırlı ve tutarlı davranmayı öğrenebiliriz.

Bunları söylemek kolay, yapmak zor diyeceksiniz...

Elbette öyledir...

Ama unutmayın: Her ;normal; insan hayatta karşılaşabileceği tüm zorlukların üstesinden gelebilecek kadar geniş ve gelişmiş bir donanımla dünyaya gönderilir...

;Zorluklar karşısında pes edenler, kendilerinde var olan donatıyı ve yetenekleri keşfetmeyen, ya da keşfettikleri halde tembellik sebebiyle (günde beş-altı saat televizyon seyretmek gibi) geliştirmeyenlerdir...

Bu tipler her konuda yenilmeye ve kaybetmeye mahkumdurlar.

Şunu bilelim: Fert olarak ;yürek krizi;mizi aşmadıkça, milletten sosyal krizi, Ankara;dan ekonomik krizi aşmasını beklemeyelim.

Beklersek, boşuna bekleriz.

Çare, bakanları değiştirmek değil, kendimizi değiştirmektir!

Deprem korkusu, savaş korkusu, terör korkusu, domuz gribi korkusu, kene korkusu, kuş gribi korkusu, deli dana korkusu!..

Dünya git gide bir ;Korku İmparatorluğu;na dönüştü.

Sorumsuzca tahrip ettiğimiz kâinat bizden intikam alıyor.

En azından bundan sonrasını kurtarmak lâzım: Yeni bir duruşa, yeni bir bakışa, yeni bir görüşe; kısacası yeniden dirilişe ihtiyacımız var!

Bu da Peygamber-i Âlişan Efendimiz;i yeniden keşfetmekle mümkün olacaktır.

Yavuz Bahadıroğlu

selam ve dua ile kardeşim


Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 8/6/2009 saat: 14:16
Bağlantı

• 2009-06-08 12:14:17 - s.a

Yazan: millipark
vay vay ablam bu ne güzellik böyle blıgunda uzun süredir takip edemedim ama takipçinim artık :) yüreğine sağlık çok hoş olmuş gerçekten muhabbet ve sevgiyle ablacıım
Bağlantı

• 2009-06-05 13:42:10 - selam ve dua ile muhterem kardeşim

Yazan: canahmedimsav
Hayallerimin Çetelesi

Yüreğimin bir köşesinde, her an yağmaya hazır bir bulut var. İçimdeki deniz çalkalandıkça, rüzgar esip fırtına çıktıkça, güneşim kaybolur, içim soğur. Bulutlar toplanır yüreğimin köşesinde. Yeryüzüne ulaşmayı bekleyen damlalar bir araya gelir. Birbirinden güç alıp yola koyulurlar. Damla damla, sessizce kavuşurlar topraklarına. Bulut yavaş yavaş yok olur. Ben yağmurunu boşaltan bulutun yok olmasından sonraki günlük güneşlik günleri bekliyorum, sabırla heyecanla.

Çok hayal kurduğum söylenir. Ama benim kurduğum hayaller gerçekleşmeyecek hayaller değil. Eğer ümitliysem hayat adına, hayal kurmalıyım elbette. Eğer inanıyorsam O bütün isteklere cevap verene, tabiî ki hayal kurmalıyım ve o hayallerin gerçekleşmesini O'ndan talep etmeliyim. Dua etmeliyim bütün bunlar için. İçimden geçenleri bilen bir O. O'ndan istemeliyim bütün içtenliğimle.

İçimdeki süt liman deniz dalgalara ayak uydurmalı, kabarmalı yavaş yavaş. Dalgalar göz kırpmalı bir biri ardınca. Olur-olmaz, imkânsız limanlarına uğramalıyım. Düşünmeli, ölçüp biçip, şekil vermeliyim hayallerime.

Gel-gitler denizinde gerçekleşmesini istediğim hayallerimi korumalıyım. Dolup dolup boşalan bulutların ardındaki güneşi beklemeliyim dört gözle. Fırtınası dinmiş bir bahar sabahının serin esintilerini hissetmeliyim kalbimin derinliklerinde. Ve doğan güneşin sıcaklığında kurutmalıyım hayallerimi.

Yüceler yücesine el açtığımda alnım ak yüzüm pak bir şekilde isteyebileceğim hayallerim olmalı ve ben onların gerçekleşmesi için ellerim açık hep beklemeliyim....

Yalnız kalmayı seviyorum. Yalnızken yanımda O'nun olduğunu biliyorum, korkmuyorum. Her yalnızlık beni O&#8217;na yaklaştırıyor. Yalnız kalmayı ve yalnızken O'na yaklaşmayı, yalnızlığı O'nunla doldurmayı seviyorum.

Ağlamayı seviyorum. İçimden O'ndan uzak O'nun olmayan her şey gözyaşlarıyla dışarı çıktığı için. Ağlamak, boşalmaktır. Pişman olmayı, ağlamayı seviyorum.

Gülmeyi seviyorum. Attığım her adıma bin adımla cevap verdiği zamanlar. Adım adım O'na yaklaşmayı ve mutlu olmayı seviyorum.

Düşünmeyi seviyorum. Her düşünüş ruhumda O'nun olmadığı boşlukları O'nunla dolduruyor. Boşlukları O'nunla doldurmayı ve O'nunla dolmayı seviyorum.

Yürümeyi seviyorum. Her adımda hedefe ulaşmaya biraz daha yaklaşmayı ve hedefte O'nun olmasını seviyorum.

Yağmuru seviyorum. Her damlasıyla O'ndan rahmet indiren, rahmetini bana gösteren yağmuru ve yağmurda ıslanmayı seviyorum.

Çölleri seviyorum. Yoldaşım Mecnun'u içi yanarken dıştan da yaktığı için. Her iki yakılmışlık ile O'na ulaşmayı kolaylaştırdığı için çölleri, çölde kalmayı ve susayıp, tükenip O'nun kapısına gitmeyi seviyorum.

Gökyüzünü seviyorum. Geniş ve çok güzel. O'nun bütün kâinatı donattığını biliyorum. Göz alabildiğince genişliğin ve boşluğun her zerresinde O'nun olduğunu bildiğim için, gökyüzünü ve gökyüzünde hayal kurmayı seviyorum.

Ben; O'na ulaşan, ulaştıran, O'nu anlayan, anlatan, O'ndan gelen, O'na giden, O'nunla ilgili her şeyi O'nun için seviyorum.

"Söz manadan, mana da sözden ayrı değildir. Tıpkı tenin candan (ruhtan) ayrı olmadığı gibi"

Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 5/6/2009 saat: 14:12
Bağlantı

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
metekan
ruzgar567
rufeydem
esmaulhusnafaziletleri
simuzer60
fyilmaz
guzergah
kubraisik
seyyahcagri
millipark
kuzeydenizi61
sade77
nurvdo
bilginerdogan
canahmedimsav
meldavardar
allahbesbakiheves
islamtevhid
gercekyolislam
nurumuhammed
kurantevhidsunnet
Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa