Ey Kur'an Ayı Olan Şanı Yüce Ramazan Hoş Geldin... - BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Blogcu
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
• 19/8/2009 - Ey Kur'an Ayı Olan Şanı Yüce Ramazan Hoş Geldin...
Ramazan, hayır ve bereket ayıdır.
Allâh (c.c.)bu ayı bir çokfaziletlerle donatmıştır.
Bunlardan birisi; Allâh (Azze ve Celle) bu ayda Kur’ân’ı, insanlar için hidâyet ve müminler için şifâ maksadıyla indirmesidir.
YÜCE RABBİMİZ ŞÖYLE BUYURUYOR
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kuran’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.) Bakara Suresi. 185.ayet (Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.) Bakara Suresi.183.ayet (Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.) Bakara Suresi 184.ayet
Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti.
Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.) Bakara Suresi 187.ayet -(Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.)
Tevbe Suresi 112.ayet
Peygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyorki: (Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]
(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.) [Taberani]
(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani] (Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]
(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur] (Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]
(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]
(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani] İmam-ı Rabbani Hazretleri de buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.
Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir.
Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır.
Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.
Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir.
Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir. Hurma ile iftar etmek sünnettir.
İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır.
Şeytanlar, zincirlere bağlanır.
Rahmet kapıları açılır.
Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur.
Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır. RAMAZANDA ORUÇ TUTMAK HAKKINDAKİ HADİS-İ ŞERİFLERDE BUYURULUYOR Kİ:
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir.
Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]
(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya] (Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi] (Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)
Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz. Ubâde bin Samit anlatıyor:
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu: "İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır."(1)
Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü'min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah'tan af diler. Rabbine niyazda bulunur.
Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.
"Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur. Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız. Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah'tan mağfiret dilemenizdir. Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah'tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah'a sığınmaktır. Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.(2)
ORUÇTAKİ GÜZELLİKLER
l. Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır. Tokluk ise aptallık ve tembellik verir, basireti kör eder. Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrarı anlayamaz.
2. Açlıkta rikkat-i kalb olur. Kalb safası da insanı münacatın lezzetini idrak etmeye hazırlar, zikrinin ve sair ibadetlerinin te'sirini görür. 3. Kalbde züll ü inkisar olur, şımarıklık gider. Cenab-ı Hakk da hadîsi kudside: "Ben, benim rızam için kalbi münkesir olanlarla beraberim", buyurmuştur. Lüzumsuz ferah ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrumiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider. Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiç bir şeyle kırılmaz.
4. İnsan açlıkda belaları unutmaz, zararlara ve afetlere duçar olanları unutmaz. Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belaların elemlerini bilirler. Elemli fakirleri ve zayıfları unutmazlar.
5. Açlık bütün ma'siyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmarenin) üzerine basar.
6. Açlık, insana betaet ve hamakat veren fazla uykuyu defeder. Çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar. Kimin gafleti artarsa hüsrana uğrar ve nedameti artar. Bu sebeble meşayih-i kiram müridi ere: "Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeble çok uyursunuz ve hüsrana uğrarsınız" diye buyurmuşlardır.
7. Açlıkta ibadete devam kolaylaşır. Toklukta ise ibadet zorlaşır, ibadete devam ise daha güçleşir.
8. Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur. Çünkü umumiyetle hastalıkların sebebi çok yemek, çok içmek, çok uyumak, kan fazlalığıdır. Hastalık ibadetlere mani olur, kalbi huzursuz eder, ibadet şevkini kırar.
9. Gayet sade bir hayat sürer, sıkıntısı olmaz. Az yemeği itiyad edinen az mala kanaat eder. Bu sebeple Rasûlullah -sallallalahü aleyhi ve sellem-: "İktisada riayet eden fakra duçar olmaz." yani maîşetinde orta yolu tutan fakir olmaz buyurmuşlardır. 10. Açlıkta sadakasını gönül huzuru ile verebilir, yemeğinin fazlasını yetimlere, miskinlere dağıtır, kıyamette de sadakası altında gölgelenir.
TAKVA İÇİN ORUÇ
Cenabı Hakk Azze ve Celle ayeti kerimede: "Orucun farzıyyeti sizin ittikanız için" buyurmuştur. Çünkü oruç insanın kuvvei şehvaniyyesini kırdığı gibi nefsin heva ve hevesini kırarak bütün azalan günahtan, isyandan ictinab ile zühd ü takvaya sebep olacağı beyan buyrulmuştur. Çünkü insanların dünyevî mesaisi iki şeye münhasırdır: Biri tatlı tatlı yiyip içmek arzusudur. Diğeri de kuvve-i şehvaniyyedir. Bu iki arzu da ancak oruç ile men'edilmiş olduğu gibi tasfiye-i ceset ve bazı emraz-ı kalbiyyenin tathirine de oruç vesile olur. Ve tıbben de midenin tashîhine vesile olduğu malum, bir hakikattir.
Muhammed bin el-Haris -radıyallahu anh- der ki: Beş zümreye beş şeyi sordum, hepsi de aynı cevabı verdiler:
1. Tabiblere devaların en şifalısını sual ettim: "Açlıktır ve az yemektir," dediler.
2. Hikmet ehillerine: "Allah'a ibadete en fazla yardımcı olan nedir?" diye sual ettim. "Açlıktır ve az yemektir" dediler.
3. Zahidlere, "Zühde en fazla kuvvet kazandıran nedir?" diye sual ettim. "Açlıktır ve az yemektir" dediler.
4. Alimlere, "İlim hıfzında en fazla yardımcı şey nedir?" diye sual ettim, "Açlıktır ve az yemektir" dediler.
5. Sultanlara, "Her vakit dikkatli bulunmanın çaresi ve en güzel, en lezzetli taam nedir?" diye sual ettim, "Açlıktır ve az yemektir" dediler.
Alimler demişlerdir ki: oruç ve açlıkda on güzel haslet vardır:
ORUCA NEZAMAN VE NASIL NİYET EDİLİR
Orucun sahih olması için niyet etmek şarttır. Niyetsiz oruç makbul değildir.
Ramazan orucuna, aksamdan itibaren kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Şöyle ki:
Normal olarak oruca, sahur yemeğini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayıp yeme içme zamanının bittiği imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, güneş doğmuş olsa bile, kuşluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir şey yapmasın. Sahura kalkmak istemeyen bir kimse, aksamdan sonra yarının orucuna niyet edebilir, geceleyin kalkıp tekrar niyet etmesi gerekmez. Ramazan ayında tutulamayan orucu, başka günlerde kaza ederken niyetin geceleyin «tan yeri ağarmadan önce» yapılması gerekir. Kefaret oruçları da böyledir. Bu oruçlara imsak tan sonra niyet edilmez. Niyet esasen kalp ile olur. Yani geceleyin, yarın oruç tutacağını kalbinden geçiren kimse niyet etmiş demektir. Oruç tutmak düşüncesi ile sahur yemeğine kalkan kimsenin bu düşüncesi de niyettir. Oruca kalp ile niyet etmek yeterlidir. Ancak kalp ile yapılan bu niyeti dil ile söylemek daha iyidir. Bu sebeple, oruç tutacak olan kimse, hem içinden niyet etmeli, hem de dili ile: " Niyet ettim Ramazan-i şerifin yarınki orucuna " diye söylemelidir.
ORUCU BOZUP KAZA VE KEFFARET GEREKTİREN HALLER
Oruçlu olduğunu bildiği halde kasten:
1) Yemek, içmek, (ister gıda maddesi, isterse ilaç olsun) 2) Cinsi ilişkide bulunmak. 3) Sigara içmek Orucu bozar, kaza ve kefareti gerektirir. Bozulan orucun yerine gününe gün oruç tutmaktır. Bozulan bir gün orucun yerine iki ay veya altmış gün peş peşe oruç tutmaktır. Ramazan ayında niyet ederek oruca başlayan bir kimse özürsüz olarak bile bile yiyip içse veya cinsi ilişkide bulunsa orucu bozulur. Bozulan bu orucun gününe gün kaza edilmesi, ayrıca oruç özürsüz olarak ve bile bile bozulduğu için de kefaret tutması gerekir. Başlanan bir orucu bilerek bozmanın dünyadaki cezası kefarettir. Yani altmış gün birbiri ardınca oruç tutmaktır. Herhangi bir sebeple kefaret orucuna ara verilir veya eksik tutulursa yeniden başlayıp altmış günü kesintisiz tamamlamak lazımdır. Kadınlar kefaret orucu tutarken araya giren âdet günlerini tutmazlar, âdet halleri bitince ara vermeden temiz günlerinde oruca devam ederek altmış günü tamamlarlar.
ORUÇLUYA MEKRUH OLAN HUSUSLAR
1) Bir şeyi dilinin ucuyla gereksiz yere tatmak 2) Lüzumsuz yere bir şey çiğnemek 3) Sakız çiğnemek 4) Kendisinden emin olmayan bir kişinin hanımını öpmesi, boynuna sarılması, kucağına alması 5) Tükrüğüağızda biriktirip yutmak 6) Kan aldırmak 7) Kendini zayıf düşüreceğini tahmin ettiği yorucu bir iste çalışmak 8) Ağzına su alıp çalkalamak
Gül bitirmek için toprak olmalı, insan yetiştirmek için yine toprak olmalı; cennete ehilolmak için yine toprak olmalı.
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!..
İnsanlar beni gördükleri zaman topraktan gelip yine toprağa gideceklerini hatırlasınlar.., Her gidişin Sana olduğunu bilsinler....
Güller bitsin üzerimde ve yükselsinler göğe doğru. Bülbüller, varlığıma şükrederek şakısınlar seher vakitleri, güllerin koynundan güne derken...
Sevgi için...
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!..
Bir ağaç kollannı sana doğru açsın benden, dua ederken kollarım olsun...
Sonbaharda sarı yapraklar süzülerek düşsün üzerime; benimle toprak olmak için, benimle ben olmak için..
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!...
Kışın kar örtsün üzerimi, yalnız kalayım kendimle...
Sonra içime ilham ettiğin kardelenlerle sana doğru yöneleyim... (Ki duruşum da sana doğrudur. Kardelenlerim baharı müjdelesin insanlara... Umut için...
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!...
Baharda.., bülbülsüz gül olur mu hiç; bülbül ; için, bahar gelir mi yağmursuz; ;yağmur; için, yağmur yağar mı duasız; dua için ve hiçbir şey olmaz rızansız ;Rızan için...
..
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!...
Bir söğüt fidanı dursun ilkin üzerimde... Sonra söğüt fidanının duası bir küçük ağaççık... Ve birgün söğüdümün gölgesinde dinlensin dünya...Ve bir millet uyansın: utangaç, başıj yerde, gönlü fezanın derinliklerinde bir söğüdün!.. Gölgesinde senin davan için... Davan ki, davamdır...
……..
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!..
Yanımda Kevserler aksın şınl şırıl!.Ben de Kevser selinde coşmuş ve sana doğru yönelmiş bir avuç toprak... Cennetinde...
Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?”(İnşirah/1)
Ey can...
Üzülme ve üzme güzel yanlarını...Yıkılma, dik kal...!!!
İyiki Rabbimin inşirahı var....
Unutma zorluk varsa,önünde ve ardında kolaylık var...
selam ve dua ile hayırla kalın
Kelam ve selam,
Âlem ve âlim,
Eşya ve şahid,
Şehid ve müşahid,
Şu âlemin uçsuz bucaksız mekânlarında
Zerre kadar bile cürümü olmayan
Biz kullarının gönlüne nazar edip
Kemali afiyet sırrınca ilimden nasiptar kılan ALLAH Celle Celâluhuya
Alemlerin can soluyan varlıklarının sayısı adedince
Onu tespih edişlerine uygun
Lisanı dil kabilinden
''ELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN;
Şükür, sena ve hamd
Eş-Şekur ve el-Hamid olana.
Terkibimize mayaladığı sevgiyle,
Hayatın haylığını sır boyutu olan
Hu dur ki, sonun başlangıcıdır.
Ol başlangıcın sonu olan
Çemberi oluşturan sevginin muhatabı
Kulluk ve kemal, ilim ve Cemal,
Suret ve tasvir, sanat ve Musavver oluşunu
Zatının her an ayrı tecellisinde fark edip,
Derim ki; kelam-ı sayha ile ant olsun ki
Gam ve kederden arınmamıza
Maşallah;
Bütün sıkıntılarımıza
Hasbi yallah;
Bütün günahlarımıza
Estağfurullah;
Bütün musibetlere
İnna lillah;
Kaza ve kadere
Tevekkel tu alellah
Bütün nimetlere
Elhamdülillah;
Bütün korkulardan emin olmak için
Lailahe illallah Muhammed en Rasulallah;
Elamdulillahi ala külli hal!;
İlk nur, ilk doğuş,
İlk kelam, ilklere yüceltilen
Sonrada Habib denip kutsanan,
Dünya denen âlemde
Ruh ve meleklerle ziyaret edilen,
İlk miraç ve sidretül müntehada ilk,
İnsanı kâmillikte, esma-i ilahi hikmetinde
Hep ilk olan,
Arasatta şefaatte ilk,
Liva-ül hamd makamında ilk,
Makamı Mahmut ta bile
İlki şahsında ünleyen...
Ve bizimde dil Gülşensinde
Söz goncalarıyla
Salat_ü selamlarlar desteleyip,
Sevgilinin diyarına gönderirken
İşbu hazlı demde ya Rab.!
Biz sana ; kul Muhammed aleyhisselama
Ümmet olmanın manevi deminde,
Bizi kulluğunda kabul eyle.
İmanımızı sabit eyle.
Amellerimizi makbul eyle,
Muhammed aleyhisselam hürmetine amin..!
Selatü selam ve naat-ı kiram kabilinden dizelediğimiz övgümüzü
Rabbi Rahim ;imize sena üslubunca sunarken
Ol dostun hoşnutluğuna erişmemizi dilerim.
İşbu selatü selamlarımızın mana hazzı
Ruhani meclislerde
Rüzgâr-ı İsraf ;ilin nefhalarıyla Muştulanarak
Efendimizin al ve ashabının yar ve yaranının
Ve dahi tüm çağlarda
Bende-i yaranı olan salih ve Salihalarda kapsayan bir inşiraha dönmesini
Ve işbu selatü selam hürmetine;
Dünyamızı sünnetin hazzında mamur eylemesini dileriz amin.!
Dilde naat, sözde sanat,
Kelamda selatü selama muhatap,
Dua ve niyazın en güzel süsü,
Ruhlarda şakıyan
Aşk bülbüllerinin bestesi,
Umut baharlarının
Şebnemlerinin yaşam gayesi
Ol sevgi Peygamberine;
Dil üslubunun mana hazzıyla
İş bu selam-ı şahaneleri de katarak
Salat_ü selamlarımızı arz ederken...
Ona candaş ve yaren,
Ona yoldaş, ona ashap,
Ona gardaş, ona ehl-i beyt,
Ona salik, ona tabiin,
Ona tebei tabiin,
Ona selef, ona halef,
Onun yolunun yolcusu
Olduğunu gönlünden tastiklemiş,
Ruhunu bu sevginin onayında arıtmış
Her bir cana en kalbi sevgi,
Muhabbet ve ruhani feyizler dilerim.
Allahım! Tıpkı İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin herşeyden nihayetsiz derecede yüksektir.
Amin
Dünya ve Cennetler dolusu Rahmân'ın rahmeti onun üzerine olsun. Allah'ım! Kulun ve resulün olan, iki cihanın efendisi ve iki âlemin medar-ı iftiharı ve iki dünyanın hayatı ve iki cihan saadetinin vesilesi ve zülcenâheyn ve cin ve insin peygamberi olan şu Habîbine, bütün âl ve ashabına ve nebî ve resul kardeşlerine salât ve selâm et. Âmin.
selam ve dua ile hayırlı iftarlar kardeşim
hazırlanıyorum...
eli ayağı tutmayan eskimiş ruhumu kazıyorum bedenimin duvarlarından
içine günah batmış ruhumu örümceklerin af ağlarını ördüğü bir gözyaşı çukuruna gömüyorum
acizliğime tıka basa nefis dolduran şeytanın cenazesine gider gibi bir düğün sevinci buluyorum
aynaları kırılmış¸kendini bilmekten yoksun kendime bir tövbe mağarası arıyorum
kimsenin bilmediği bi kimse olmak için Rabb'in beni bildiği bir seccadede yaradılışımın miladı olacak secdelere kapanıyorum ...
iftarını meleklerle beklediğim¸ orucunu gözyaşıyla tuttuğum Ramazan geldi...
ağlıyorum
ağladıkça kefenleniyor kinim¸öfkem¸gururum...
gözümden düşen her parçanın tamamlandığı kuşları sakin dirilişi asil seher vakitlerini alıp dualar ülkesine gidiyorum
gecenin ilahisiyle sahuruna kalktığım¸vadileri cennete açılan tepelerden iftarına baktığım Ramazan için topladım ayet çiçeklerini
okudukça açıyorum
ağladıkça¸affım yenileniyor...
sukutumla öldürüyorum günah çığlıklarını...
iftarını meleklerle beklediğim¸ orucunu gözyaşıyla tuttuğum Ramazan geldi...
uykumu ilaçlayan ve ölü rüyalarla doyan gafletimin siyahı kalkıyor üzerimden
dualarımı taşıdığım valizimi açıyorum
ağırlığını seve seve taşıdığım valizimle cemaati gözyaşı olan camilere taşınıyorum
ellerim göğün avlusundan inmesin
çıkmasın toprağa gömdüğüm pişmanlıklarım yerinden
kuyulardan çekilsin ateşe verilmiş kervanların saçları
ve hayırlı sözlerimizin ömrü uzasın bu ramazan...!
iftarını meleklerle beklediğim¸ orucunu gözyaşıyla tuttuğum Ramazan geldi
içimde şeytanın fısıltılarıyla açılan bütün kapıları kapattım
şeytanın uğrayacağı bütün kapıların değiştirdim kilidini
şimdiye kadar israf ettiğim geceleri bir teheccüt secdesiyle müjdeledim
tesbihim günah suları kıyıya vuran bir deniz gibi çekildi
ellerim çocukların saçlarını ve kalplerini okşayan bir anne gibi verdi zekatı
gözlerim dünyanın faniliğini gören perdesini hiç açmayarak tuttu orucunu
göğüne kevser karışan bir ramazan yağmuru bekliyorum
bir ramazan yağmuru ...
iftarını meleklerle beklediğim¸ orucunu gözyaşıyla tuttuğum Ramazan geldi...
yaramazlıklarını Ramazan sonuna kadar dışarda bırakan çocuklar geliyor aklıma
sahura kaldırılmamış bir çocuğun annesini azarlayan sesi geliyor kulağıma¸ gülümsüyorum...
çocukların oruçlarını topluyorum çocukluğuma ¸ve ne çok benziyorlar bana diyorum...
elindeki pideyi en kıymetli misketleri gibi tutan¸gözlerini bir iftar sofrası gibi büyük açan çocukların sabırsızlıkları koşuyor sokaklarda...
iftarını meleklerle beklediğim¸ orucunu gözyaşıyla tuttuğum Ramazan geldi...
yoksullar merhameti yoksun olanlardan daha zengin Ramazan'da
gülüşüm kimsesizlerin gülümsemesine benzeyen mübarek bir mevsim oluyor yavaş yavaş...
dünya sıkıcı yüzünü sakladı artık
saklandı ortalıkta gezinen günah çarşıları tenha secdelerin içine
hiç bu kadar sevinçli görmedim ruhumu
hiç bu kadar yalnız bırakmadım günahlarımı
hiç bu kadar uzun kalmadım meleklerin cennet kokulu misafir odalarında
şimdi
bu mübarek havanın ilahisini söyleyen radyonun yanında¸ daha çok sığınıyorum günah değmemiş iftarıma¸sahuruma...
Şefkat ve merhamet sahibi Yüce Allah’a hamd; O’nun Sevgili Resulü’ne, Ehl-i Beyt’ine, Sahabelerine salât ve selâm…
Merhaba Dostlar!
Yine bir rahmet iklimine girerken,Ramazan ı şerife girerken Allahu Teala’nın rahmetinden, ümitsizlik yok dostlar. Çok güzel bir söz var: “Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp: ‘Benim çok büyük bir derdim var’ deme! Derdine dönüp: ‘Benim çok büyük bir Rabbim var’ de!”
O’nun rahmet ve merhametini anlatmak, benim gibi acizler için ne mümkün!...
Diller suskun, gönüller sarhoş, gözler şaşkındır O’nun huzurunda…
Siz en doğrusu, kendi kalbinizden başlayın işe. Oradan bir yol arayın O’na yönelmeye… O size açacaktır kapılarını…
Samimi, iddiasız, âcizane…
Ama şevkle. Ama sabırla. Ama ısrarla…
Bazen, bir fakiri gönderir kapınıza, affınıza sebep olacak üç beş kuruş veresiniz diye.
Bazen, bir tövbeli arkadaşınızı gönderir yanınıza, elinizden tutup mağfiret iklimlerine taşısın sizi diye.
Bazen, rüyalarda çalar kapınızı, kurtuluşunuza işaret olsun diye.
Bazen, bir yakının kaybıyla daldığınız matem, yeniden doğuşunuza hazırlar sizi.
Bazen bir alçakgönüllülükle sizi üzen birini affetmeniz kabul görür katında; bazen de bir yetimin başını okşamanız…
Gözlerden gelen iki damla yaşı silmeniz merhem olur gönül yaralarınıza. Rahmet olur, her işinize bereket olur.
İşte, bütün bunlar ve benzerleri, o Rahmeti Sonsuz’un altın fırsatlarıdır dostlar. Ve bunların kıymeti, Ramazan’da daha bir katlanır, daha bir sonsuzluğa doğru gider…
Şimdi acaba düşünüyor muyuz, nasıl bir fırsatın kapımızı çaldığını?...
Ne mutlu değerlendirene!
Ne mutlu “Benim çok büyük bir Rabbim var!” diyebilene… alıntı
SELAM VE DUALARIN EN GÜZELİ İLE HAYIRLI BEREKETLİ RAMAZANLAR VE CUMALAR
• 2009-09-07 16:39:54 - selam ve dua ile mutluluk kardeşim her daim mutlu olasınız inşallah
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!...
Gül bitirmek için toprak olmalı, insan yetiştirmek için yine toprak olmalı; cennete ehilolmak için yine toprak olmalı.
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!..
İnsanlar beni gördükleri zaman topraktan gelip yine toprağa gideceklerini hatırlasınlar.., Her gidişin Sana olduğunu bilsinler....
Güller bitsin üzerimde ve yükselsinler göğe doğru. Bülbüller, varlığıma şükrederek şakısınlar seher vakitleri, güllerin koynundan güne derken...
Sevgi için...
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!..
Bir ağaç kollannı sana doğru açsın benden, dua ederken kollarım olsun...
Sonbaharda sarı yapraklar süzülerek düşsün üzerime; benimle toprak olmak için, benimle ben olmak için..
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!...
Kışın kar örtsün üzerimi, yalnız kalayım kendimle...
Sonra içime ilham ettiğin kardelenlerle sana doğru yöneleyim... (Ki duruşum da sana doğrudur. Kardelenlerim baharı müjdelesin insanlara... Umut için...
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!...
Baharda.., bülbülsüz gül olur mu hiç; bülbül ; için, bahar gelir mi yağmursuz; ;yağmur; için, yağmur yağar mı duasız; dua için ve hiçbir şey olmaz rızansız ;Rızan için...
..
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!...
Bir söğüt fidanı dursun ilkin üzerimde... Sonra söğüt fidanının duası bir küçük ağaççık... Ve birgün söğüdümün gölgesinde dinlensin dünya...Ve bir millet uyansın: utangaç, başıj yerde, gönlü fezanın derinliklerinde bir söğüdün!.. Gölgesinde senin davan için... Davan ki, davamdır...
……..
Toprak olmak istiyorum ALLAH ım!..
Yanımda Kevserler aksın şınl şırıl!.Ben de Kevser selinde coşmuş ve sana doğru yönelmiş bir avuç toprak... Cennetinde...
Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 8/9/2009 saat: 08:50