Bismillahirrahmanirrahim
Hakikatin Hakiki Yüzü - BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Blogcu



BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

• 4/5/2009 - Hakikatin Hakiki Yüzü


Delik deşik olmuş duygularla hissizleşmiş ve yalnızlaşmış yaşıyor yaşamın kıyılarında…
Gurbet nedir, sıla neresidir bilmeden soruyor gittiği sinelere…
Gurbet oku saplanmışken yüreğine, sevgi sayıklıyor tereddüt diyarlarda…
 Acılara ağlayamıyor, sevinçlere gülemiyor sabahsız akşamlarda…
Buruk bakıyor ufkun kızıllığına…
Ellerini uzatıyor tutamadığı yalnızlığa, yüreğinden akıyor acılar…

Boş gönlü hoşluk arıyor…
Ağlasa denizler kurur, gülse dağlar savrulur mu ki?
 Kıpır kıpır kalbi, kanatlanmak uçmak istiyor bu diyarlardan bilmediği diyarlara…
Neresiyse burası doyurmuyor onu, açlığın acısından taş bağlayası geliyor yüreğine…

Çile çemberi yırtılsa yar olur mu sevinç çığlıklar?
Gurbete mi yolculuğu, yoksa gurbet mi onun içinde yolcu… Bırakamıyor burukluğu, terk edemiyor hüznü…

Şenlendirmiyor şarkılar, sözler, sazlar…

Ben buyum bunlar benim diyemediği diyarda dirençsiz, isteksiz ve çaresiz…
Her şey, herkes onu çağırırken o kendinden kaçıyor, nereye kaçtığını bilmeden…
Boş elleriyle yüreğinin sızısına bastırıyor…
Bakışlar baygın, yüz süzgün, dizler dirençsiz, ayaklar ağır… Güleceği gurbete yürüyor yarım ve yırtık yüreğiyle…

Sıla, sıradan sevgili…
Sığ sularda saklanır mı sevgili…

Hayat, erişilmez ve vazgeçilmez gizli sevgili…

Sahiplenmek mi, sahip olmamak mı saadet?
 Çile çekilmeye mi, safa sürülmeye mi gelindi buraya? Ağlamalar aşkı beka ağlamaları mı?
Ayrılıklarda gülen var mı?

Gönül suyu gözlerinden damlıyor…
 Yakınları yakıyor yüreğini…
“Ben benim değil” kime ne diyebilir?
Sensizlik ve sessizlik solukluyor kimsesizlikte…
Kendinde kayıp, “gül”ünü arıyor…

Her şey çok mu basit, çok mu karmaşık?
Çok mu karamsar, çok mu iyimser?
İçin içine sığmazken, içinde kayboluyor birden…

Kimsesizlik kuyusunda örümcek ağlara tutunmakla tutunmamak arasında salınıyor…
 Canı titriyor yalnızlık rüzgârlarından…
 Gurbet bulutların hüzün sağanağında sırıl sıklam…

Haykırası geliyor; hey “ben” neredesin?
Hakikat havzında erimişliği kabul edebilecek misin?
Buzul güveni ile gülebileceğine inanıyor musun?

Sen sen ol, sensizliğini savur varlığın yokluğunda…

Yokluğun varlığında bulursun kendinle birlikte her şeyi…

Küsmek ve ağlamak değil hakikat ağlarına takılmakla çıkarsın gülen gün yüzüne…

Sıla sevmekle, ayrılık aşkı çekmekle gidilir ve gelinir, gidilmez ve gelinmez diyarlarda…

“Ben”le buluşulur aşktan öte sevgiliyle…
Ağlamanın ve sevinmenin suskunluğunda söylenir ve dinlenir vuslat…
Misali sevgililerden hakikat sevgisini ve sevgilisini bulmakla geçer gücenmeler ve gücendirmeler…
Çeşitten ve cerbezeden geçmekle görünür, gerçeğin göz bebeği…
Çer çöple kaplanmışsa gözün ufku, gönlün derinliğinden korkarsın…


KORKULARI KAYBETMEKTEN KORKMA,
KENDİNİ KENDİNDE KAYBETMEKLE BUL HAKİKATİN HAKİKİ YÜZÜNÜ VE ÖZÜNÜ...

                                                          

Hüseyin Eren

 

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 2009-06-03 09:34:57 - selam ve dua ile muhterem kardeşim

Yazan: canahmedimsav
İman sözden ibaret değil, "duruş"tur!

Her durum, her konum, her mekanda ve herkese;


Neşeliyken, öfkeliyken..İyiyken, kötüyken..

Zorda, darda, hastalıkta, sağlıkta, sevinçte ve hüzünde, iyiye ve kötüye..


Çağa karşı;"Dimdik duruşlar"dır.

Hiç dikkat ettiniz mi? Herkes hayalindeki dostu arar hep, söyler, yazar, çizer; "Şöyle olsun, böyle olsun vs." Ama "hayalindeki dost gibi" olmayı hiç aklına getirmez nedense..

Bencildir ya insan belki ondan.

Hep "kendine" ister, hep "kendini" ister.

"Hep bana, hep bana" durumları..

Aslolansa O'na dost olmak..

O'na yani Yaratıcı'ya dost olursan, O herşeyi-herkesi sana dost yapıyor zaten..



Sevdiğini dünyaya sevdiriyor, sevdiğine dünyayı hizmetçi eyliyor..

Ya Veduuddddd!
Ya Hayy!

Bağlantı

• 2009-06-01 11:06:32 - selam ve dua ile kardeşim

Yazan: canahmedimsav

Kimseye bâkî değildir mülk-ü devlet, sîm-ü zer
Bir harap olmuş gönül tâmir etmektir hüner..
Bağlantı

• 2009-05-26 09:15:17 - esselamünaleyküm

Yazan: canahmedimsav
Vefa bir sevda,vefa bir dost tesellisi...Vefa,hicran içindeki gönle merhem,çöldeki son yeşile ab-ı hayat...

Vefa,ızdırap yangınına düşen rahmet..Mecnun misali Leyla'dan geçip Mevla'ya hicret...

Hatırlar mısın,neydi vefa?


Ezelde verilen söze,Haşr'e kadar sadakat miydi?

Karasevdalı birinin,kar ve boranın kucağında yüreğiyle ısıttığı bir kardelen mi?

Kupkuru çölleri cennete çeviren Gül'e sevdalı olmak mı?

Dikenlerin batmasına aldırmadan,güle vuslat arzusuyla kanayan bülbül bilir vefayı.

Nuruna hasret olduğu Mübarek Yüz'e bir zarar gelmesin diye bütün hünerimi ortaya koyan mağaradaki örümcek bilir vefayı.

Vuslat kokulu uykusuz gecelerde Yar arzusunun adıdır vefa.

Sevda bülbülünün kanı damlayınca karanlık bir geceye,vefa nağme kesilip çınlar seherler boyunca


.Belki de bir daha açılmayacak olan dost kapısını terk etmeyişin sırrına ermektir vefa...

Vefasız gülüşler serpildi kanayan yaralara...Vefanın bahtına vuslat yerine gurbetler düştü.

Beklentisiz sevmeler maziye karıştı,yapılanlar karşılık bekliyor artık.

Yıldızların sızısı her gece biraz daha artıyor Samanyolu'nda.

şimdi geceler vefasızlıkla bölünmede...

Ayın on dördünde sema,şimdilerin vefasız dostlarına nazar edip ağlamakta.

Hatırladın mı,neydi vefa?

Vefa, bahta düşen cefa da olsa,safa libası giymektir


Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 26/5/2009 saat: 11:06
Bağlantı

• 2009-05-19 15:54:59 - hayırlı günler olsun

Yazan: canahmedimsav
Hesapla Hadi!...

Seni yoktan var eden,
hayatın için hiçbir şey ödemeksizin
sana verdiği bunca nimeti hesapla;
Hesapla hadi!..

Her yeni gün yeni bir hayat,
Her yeni güneş yeni bir umut, yeni bir başlangıç;
Ve her doğan güneşle sana bu imkanı verene
karşı olan şükürsüzlüğünü hesapla!..

O (c.c.) istemese ne nefes alabilir, ne de nefes verebilirsin.
Akıl fikir erdiremediğin koskoca kainatı bir kenara koyup tek bir hücreyi düşün.
Zerre kadar olan bir hücrenin içerisindeki işlevleri bile anlayamıyorsun, beynin duruyor.
Ne kadar aciz olduğunu hesapla!..

Ve bütün bu nimetlere ne kadar az şükrettiğini,
Rabbinin emirlerini ne kadar yerine getirdiğini,
işlediğin onca günahı hesapla;
Hesapla hadi!..

Ve hesaba katmadıklarını hesapla;
Hesap günü gelmeden hesapla tüm bunları!..

Ancak hesabı yaparken Rabbinin merhametini de kat hesaba ki,
yeise düşenlerden olmayasın;
Asla ümidini kaybetme, çünkü senin Rabbin o kadar yüce, o kadar merhametli ki;
Kendine bir adım yaklaşan kuluna O (c.c.) on adım yaklaşır;
öyle yüce ki, ;iste kulum diyor. istememizi istemeseydi istemeyi verir miydi bize?!
O halde o rahmeti bol Padişahın kapısını çal, tevbe et, af dile!..

selam ve dua ile mutluluk kardeşim

Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 19/5/2009 saat: 18:15
Bağlantı

• 2009-05-16 21:11:06 - Allah c.c. razı olsun

Yazan: canahmedimsav
ESMAYA AÇILAN KAPILAR

De ki; ister ;Allah; diye dua edin,

ister

Rahman; diye. Hangisi ile dua

etseniz,

Nihayet en güzel isimler

O;nundur...

(isra,110)


Aşk yavaş yavaş ipe tırmanmaya başladı. Tırmanırken de âlemlerin Rabbi olan Allah;ın isimlerini okudu. O isimler ki her biri gizli hazineleri açan birer anahtar hükmündeydi.

- Ya Cemîl, Ya Kârib, Ya Mûcib, Ya Habîb, Ya Raûf, Ya Atûf, Ya Mâruf...

İlahi yolun yolcusu! Bir sefer başladı ki menzili uzak, toprağı çorak, kör eden masiva apaçık bir tuzak. Konmuşken yeryüzüne yalınayak, bu sendelemeyle yol biraz uzayacak. El pençe divan olup gel Cemal’i seyreyle ilkin. Güzelliğini bahşeylesin. Yaradan. Dilimizde Ya Cemîl’le kâlimiz hâlimize dönüşsün...

Yakinim ol desem şu dağlara cevap buyurur mu? Göğe yanaşsam uzatsam elimi derdime derman olup tutar mı? Ya şu kara toprak, çekerken içine an be an sükûtuma nigehbân bir yâr-i baki olur mu? Tespih tanesinin üzerindeki akis şah damarını gösteren bir nişan, Ya Kârib...

Mecnunluğa talibim Sana getiriyorsa. Ufkumda bir ummanken aşkın, esirin olmaya razıyım. Yıkık döküklüğümüzle aczimiz sere serpe duaya yöneldik mücrim sıfatıyla. Merdivenlerin dolambacındayken, üçüncü basamağın hesabına takıldık. ;Korkuyorum; demişti bir Zat;ı muhterem ;Ya istemeyi istemezlerse; İcabet edenlerin en hayırlısı, Seni Senden kulluk namıyla istiyoruz. Ki Sen Ya Mûcib;sin...

Aşk, gayretle erdi vuslatına. Kimi zaman Ferhat olup dağlar devşirdi, kimi zaman da şiir olup aktı candan cana damla damla. Aşkın kâinatın mayasıyken onsuz beden, canana hapsolmuş. Sana tutkun bir aşığın basamaklarını arıyoruz, yolların en güzeline delicisine adım atıyoruz. Mum ağlıyordu pervanenin aşkına. Biliyordu ki; yanmak candan geçmekti, elindekileri bir bir kaybetmekti ve bir başına kalmaktı geride. Güzeller sultanı sordu aşk iddiasında bulunana ;seviyor musun?; seviyorum karşılığına ;sevme, sevme oğlum;, dedi. ;Ama seviyorum;, deyince ürkekçe; ;Sevme, gel vazgeç; son kez ;seviyorum; cevabına ;Öyleyse en çok sevdiklerinden ayrılma acısını kabulleniyorsun; Çekildi geriye. Bu öyle bir ahd ki ana, baba, evlat, mal, makamı gönlünden sıyırmayla başlıyor yolculuk. Seni sevenlerle Senin de sevdiklerinle haşr eyle. Habib;in eyle kendine...

Ellerim üşürken bir gece vakti, ruhuma üfledin şah damarımdan. Susmaktı payıma düşen ve yakinimde olduğunu hissetmek. En derin yaramı görmeyen gözlerim duymayan kulaklarım ve biçare yalnızlığım. Caminin köşesinde namazını eda etmiş bir dede çarpıyor gönlüme. Buz gibi gözyaşları ıslatırken bembeyaz sakalını cami dönüyor, donuyorum. Gri gözleri ilahı sütunlarda dolaşırken Sana ne kadar yakın. Beklediği Senden gayrisi değil. Mahcup gözler kapıda yalınayak yürürken çölde;dişi yere düşmesin; nağmelerini duyuyorum. Şefkat eline muhtaç başlarımız... Ya Rauf; la dualarımız;

Yeryüzü genişlese ruha tesirsiz, köşe bucak kaçmalar aynı noktaya geliş. Yırtıldı ayakkabılar yolun başındayken. Kara gözlü çocuk su sızan ayakkabısıyla köşede oturuyordu, oyuna katılamadı şeker gönderildi akşama, ilahi ikramlar hangi suçun sonucuydu. Güzelliklerle donattığın evrende yürüyoruz, atiyelerinle soluklanıyoruz. Senin lütufkârlığının coşkusunu duyarken kalbimiz serçe seslerini işitememek acı. Sen;den olanı kabul ettik, iman olsun.

Zaman üstü uçsuz bucaksız heyula âlemi. Gönle serpilen aşk tohumları mekânda değil. Başlardaki ilmikleri çözme vakti, örgüyü söküp kalbe dolamak vakti. Sırlardan merdiven yapıp perdeye uzanma vakti. Uçarsın belki de, kanatsız göğe doğru. O;yum dersen kılıca vurulursun. Mecnun;a yapılan her bir hamle sinelerini parçalar, velâkin görmezler, duymazlar. Bilsek aşkı, halimiz olsa. Mâruf;un tecellisiyle girsek huzuruna...

Mezarlık dolaşırken içimizde çocuklar ağlıyor. Her gün birer birer yitirdiğimiz tazeninler kundaklarda kalıyor. Zenginlere yer açılsın derken Malthus, biçareleri hapsederken yalnızlığa vicdanına yer bulamama telaşında. Öldürülenlerin gönülleri yaşıyor, bir ölüyor bin geliyor. Senin inayetinle solmuyor, gözyaşları dualar ardında saklı biliyorsun görüyorsun, soldurmuyorsun. Tesellimizse öteye olan sevdamızda saklı, düğümlenirken boğazıma hıçkırıklar Ya Maruf yetişiyor, sukutum ağlıyor. Hoş görmek veliyullaha nasıl yakışırdı. Boş dönülmezdi kapılarından. Evinde bir şey bulamayan hırsız ümitsiz çıkmasın diye yolunun üstüne kilimini seren, ey Abid! Yeryüzünün sözcüleri de bir görseydi seni...

Çaresizliğimde gözlerimden yaşlar boşaldığında değil, gurbetliğin seherinde üfür üfür esen anne kokusunu içime çektiğimde değil, hayallerin kapılarından boş çevrildiğimde değil, yalnızca ay saklandığı yerden çıkıp da bulutların karalara büründüğü vakit, içimdeki sızı esmaya tecelli olduğu anda nazar eyle; Aşk olsun...


Sen icabet edince duama;
Bir fısıltıya eğildim, ortalıkta aşkın bir telaşa...

Karanlıkta

Tabiat tek sıra,

Öne çıkan asırlık ağaç, sükûtla

ahdim, Cemil olan Sen, huzurundayım;

Bir anda

Gözler ulvilikten dalgalara kayıyor,

Köpüren deniz

ahdim, Karib olan Sen, huzurundayım;

Semaya bakılıyor

Ağlayarak,

ahdim, Mucib olan Sen, huzurundayım;

Güvercinler konuyor bir bir
En beyaz olanı süveydada
ahdim, Atûf olan Sen, huzurundayım;

Koşarak giriyor aralarına

Masum bir çocuk

ahdim, Rauf olan Sen, huzurundayım;

Bir ışıltı sarıyor her birini

Bulut, yağmur, toprak

Açıyor ortalığı

Ve nihayetinde Habibi Zişan

ahdim, Habib olan Sen, huzurundayım;

Birazdan

Güneş doğuyor,

Her doğuşla aynı sual dolaşıyor

anahtar sesi duyuyor musun?

Belki de...

- Aşk kapıyla oynuyor... -

Ayşegül TULU

selam ve dua ile kardeşim

Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 16/5/2009 saat: 22:36
Bağlantı

• 2009-05-12 15:48:16 - selamünaleyküm

Yazan: canahmedimsav


Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim!
Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin. Sen kerem sâhibisin.Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir.

Yâ Rabbî!
Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle.
Ey ihsânı çok olan Rabbim!
Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.
Ey affetmeyi seven Rabbim!
Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı!
Bizi hidâyete çıkar.

Yâ Rabbî!
Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatâlarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslâh et ve duâmızı kabul buyur.
Çünkü sözlerin hâkimi ve sultanı ancak sensin.

Ey âlemin yaratıcısı!
Kasvetli, kararmış, katılaşmış âdetâ taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryâdımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin.
Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al.
O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti).

Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin...

Hz. Mevlâna son demlerinde iken, dostu Siraceddin Tatari yi yanına çagırarak, kendisine su duayı ögretmis ve sıkıntılı zamanlarında okumasını tavsiye etmistir ..Ya Rabbi!
Bana ne senin zikrini unutturacak,
sana şevkimi söndürecek, seni tesbih ederken duyduğum lezzeti kesecek bir hastalık; ne de beni azdıracak, şer ve kötülüğümü artıracak bir sıhhat ver.

Ey Merhamet edenlerin merhametlisi!
Merhametinle bu duamı kabul et.

Amin Amin Amin

selam ve dua ile kardeşim
Bağlantı

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
metekan
ruzgar567
rufeydem
esmaulhusnafaziletleri
simuzer60
fyilmaz
guzergah
kubraisik
seyyahcagri
millipark
kuzeydenizi61
sade77
nurvdo
bilginerdogan
canahmedimsav
meldavardar
allahbesbakiheves
islamtevhid
gercekyolislam
nurumuhammed
kurantevhidsunnet
Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa