Bismillahirrahmanirrahim
Selam olsun aşk sırrına talip olanlara!.. - BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Blogcu



BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

• 9/11/2009 - Selam olsun aşk sırrına talip olanlara!..



İçi hep kaynar Aşığın,
Hasret der kaynar,
Mevla der kaynar,
Yâr der kaynar!...

Benliği buhar olur da bulut misali yükselir başının üstüne...

Ateşe vermiştir her şeyi...

Gönül Ocağına atmıştır dünyayı ve dünyevî şehvetleri...

Yanan yüreğinden buharlaşan feyizle;
 başının üzerinde oluşan Muhabbet Bulutu korur Aşığı.

Nefsinin Cehennem Sıcağından!...
Gönlünden taşan buhar; bulut bulut dolanır üstünde,

Dolanır ki; Rahmet yağsın üstüne...

Her gittiği yere bulutu (aşkı) ile gider Aşık....

Her gittiği yere Muhabbetini taşır...

Çorak araziler, susuz topraklar Onunla suya kanar...

Bir beldede, bir toplulukta başı dumanlı bir Aşık varsa, orada Muhabbet, orada Feyiz, orada Rahmet, orada Bereket vardır!...

Mekke çölünü hayat membaına dönüştüren bulut
Muhammed'imin bulutuydu...
Meclisleri, Dergahları, Toplulukları, Sohbet ortamlarını Beşeriyet Hararetinden Aşığın gönlüdür koruyan!..
Yanmayı göze almıştır Aşık...
Hem de öyle bir göze alış ki; Cebrail'e (Aklına)
"SEN ÇEKİL ARADAN"
demiş ve atlamıştır ateşe...

İzleyenlerin korku dolu bakışları arasında
ATEŞ SERİN VE SELAMET”
olur Aşığa.

Aşık;
"HASBUNALLAH"
demiştir...
VE NİMEL VEKİL, VE NİMENNASIYR
Sırrını görmüştür...

Ve Alemlerin Rabbi;


"EY ATEŞ (EY BENLİK-EY BEŞERİ BOYUT)
İBRAHİM'E (Rabbine Teslim Olan Aşığa)
SERİN VE SELAMET OL! "
demiştir...

Her Aşığın başında bir bulut gezer!...

Muhammed'in bulutunu herkes görüyordu ama fark eden çok azdı.

Manasını sadece Süt Anne Halime, Rahip Bahira
ve Hadice-i Kübra fark etti!...

Aşıkta; bulut görmeye Göz gerek!...


Aşıkta; Rahmet sezmeye Öz gerek!...

***

Aşık; bulutun şimşekler saldığını,
yıldırımlar boşalttığını çok geç fark etmiştir,

Ve aşık; yıldırımın can aldığını,
Azrail’in buluttan gülümseyeceğini çok geç anlar!..

Anladığında âşık hiçliğe kanat açarken,
 aşk; yeni arazileri sulamak,
 taze fidanları yakmak üzere beka yoluna devam edecektir.

Aşkın Beka sırrı olduğunu aşıka dost olan bilir,

Onun için Ebubekir şöyle demiştir, 
 Muhammedimiz irtihal ettiğinde:

Muhammede  (s.a.v) tapan varsa bilsin ki O ölmüştür!

 

...Ama ALLAH Bakidir!..

Aşık; Ölür, Aşk; Bakidir!

Selam olsun aşk sırrına talip olanlara!...

Selam olsun Muhammedi Muhabbetten koku alanlara!..

 

alıntıdır.
                   

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 2009-12-21 20:06:00 - selam ve dua ile can kardeşim

Yazan: canahmedimsav


Maddî varlığınla, bedeninle yeryüzüne bağlısın, burada dünyaya geldin doğdun.
Burada yiyor, içiyor, dolaşıyorsun.
Sen, yeryüzünde yaşıyorsun ama mana bakımından gökyüzünde yaşayanlardansın.
İncilerinin dizildiği iplik gibisin.
Bütün güzellikler, hoşluklar, üstünlükler sende mevcuttur.
Hakk’ın nur mahzeni sana verilmiş, sana emanet edilmiştir.

Sen, ne olduğunu nereden geldiğini düşün de, aslının aslına gel!


Divan-ı Kebir
Bağlantı

• 2009-12-14 09:17:55 - selamünaleyküm can kardeşim

Yazan: canahmedimsav



“Rabbim, istemeyi istemek kadar, istememeyi istemek de zor.
Biliyorum ki katından bir koruma dökülmezse varlığıma, nefsimin altından kalkamam.
Son hızla aşağı doğru ilerleyen bir teknenin içinde yukarı doğru koşarak bahr-i ummanı aşamam.
Benim tedbîrim senin takdîrinden küçüktür.”

Bağlantı

• 2009-12-11 16:53:47 - selamünlaeyküm mutluluk kardeşim

Yazan: canahmedimsav
Halimiz Sana âyândır Ey Rabbi


Bismihû...

Ey kendisine yalvaranı geri çevirmeyen Rabbim...Hani bizler işittik ve itaat ettik demiştik...Hani yalnız Sana kulluk edip yalnız Senden yardım dileriz demiştik...Dua dua yalvarıp ahd-ü peymanlaretmiştik...Hani düşmüştük de Sen tutup kaldırmıştın bizi...Bağışla bizi Rabbim!...Biz gene unuttuk , sürçtük...

Rabbim!...Biz gene düştük...Gene binbir türlü günahların ve pisliğin altında bütün cürmümüzle iki büklüm ,kapına yürüdük...Bize isimlerinin hakikatini göster ,bizi merhametinden uzak bir an bile yaşatma…Dualarımıza içtenlik ver,imanımızla yücelt bizi… Cennetine layık işler yapamadık,Cehennem azabından kurtuluşumuz yalnız seninlutuf ve affına bağlıdır…

Bizler, katılaşmış kalpten,doymak bilmeyen nefisten,fayda vermeyenilimden,zulmetmekten zulme uğramaktan,tembellikten,ümitsizlikten,kibirden,kab irazabından,huyun kötüsünden,sabrın zaaflığından,sana sığınıyoruz…Görüyorsun ki tükeniyoruz yüzünü bizden çevirme…Dertlerimizi biliyorsun, kalbimizi sevginle yaşat,bize güç ve nur ver,bizibaşkalarına muhtaç eyleme…

Ey kırık kalplerin ve mahsun gönüllerin yanında olan Rabbim...Tut kalplerimizden!...

Gönülleri evirip çeviren , halden hale koyan Rabbim...N\'olur tut kalplerimizden ...Tut ki yoksa gene düşeriz biz...Sen tecelli eyle ya Rab Nur-u Kur\'an sönmesin…Sure-yi İnnafetahna sırrı bir ansönmesin…

Ey merhametlilerin en merhametlisi , Rahman ve Rahim olan Rabbim!...Bizleri, yaratılışımıza sebep , gözümüzün Nuru, Efendimiz , Habibin Hz. Muhammed(s.a.v) efendimize layık bir ümmet eyle...Ey canımın canı...Asuman kan ağlıyor... Bîçare feryadına gel yetiş ya Muhammed(s.a.v)bizlerin, imdadına…

Ey dua edenin duasına icabet eden…Ey şefkatin ve merhametin Rabbi...Ey yalnızların Yoldaşı…Ey Kalbi kırıkların şikâyet makamı…Hiç şüphesiz sana yalvaranı geri,seni çağıranı cevapsız bırakmazsın…Bize acı ve affet...

Rabbim!...Bizlere Sana el açıp yalvarabilme şerefini lutfettiğin için şükürler olsun... Hamd olsun Allah’a...Alemlerin Rabbine…

Amin Ya Rabbel-Alemin
Bağlantı

• 2009-12-03 12:33:55 - ...

Yazan: millipark
Ablacım nasılsın.iyisin inşallah özlemişim blogunu buram buram güzellikler kokuyor.dua ile sevgiyle kal
Bağlantı

• 2009-11-26 11:48:41 - Hayırlı bayramlar can kardeşim

Yazan: canahmedimsav
YA MUKALLİBE’L- KULUB

Allah’ım (c.c.)..
Kalbin değişken, devingen hatta dönek olduğunu biliyoruz…
Kalbimizi sakinleştirecek olan Sen’sin… Sabitleştirecek olan Sen’sin…. Safileştirecek olan Sen’sin… Sağlamlaştıracak olan Sen’sin…. Selimleştirecek olan Sen’sin…
“Ey kalbleri döndüren Allah’ım! Kalblerimizi dinin ve taatın üzerinde sabit kıl.” (Müslim)
Kalbimizin üzerinde sebat edeceği bir çizgisi olsun!.. Allah ve Rasulüne teslimiyet çizgisinden sapmasın!
Rasulün (sav) buyuruyor ki: “Kalp, bomboş bir arazide rüzgârların oraya buraya savurduğu bir kuş tüyüne benzer.” (İbn-i Mace)
Efendimizin buyurduğu gibi: “Allah’ım, Kur’an-ı kalblerimizin bahar yağmuru ve gönüllerimizin nuru kıl!”Ya Fettah! Kalblerimizi sonsuza dek nuruna aç! Çünkü Sen Açansın!.. Kilitli, kılıflı, küflü, kasvetli kalblerimizi İslam’ın güzelliklerine açıver!
Zulmetten nura, dalaletten hidayete aç ya müfettiha’l-kulub!
“Evet gerçek şu ki kalbler Allahu Tealanın iki parmağı arasındadır; onları istediği gibi evirip çevirir.” (Tirmizi) gerçeğinden Peygamberimiz bizi haberdar kıldı. Şimdi dağınık kalblerimizi kendine döndürmeyecek misin? Bizi kime bırakıyorsun? Biz duamızla Sen’i kalbimize misafir kılmak istiyoruz, kabul etmez misin? Ya Rabbi! Duâmızla aczimizi sana arz ediyoruz. Gidermez misin? Allah’ım!
“Duanız olmasa Rabbim sizleri ne yapsın” diyen Sen’sin Rabbim… Bundan cesaret alarak kapına geldik… Rahman ve Rahim sıfatlarını idraklerimize ve yüreklerimize yazan Sen’sin, istiyoruz ki hiç silinmesin… Bize seni sevdirecek gönüller ver!
Hz. Musa (as)ın duası ile yalvarıyoruz… “Rabbim göğsüme genişlik ver!” (Taha–25) Allah’ım ruhumuzun bendini, kalbimizin kemendini çöz ki, özgür olabilelim.
Kalbimize itminan, gönlümüze inşirah, ruhumuza sekinet, yüreğimize metanet ver ki ayakta kalabilelim…
Hz. Muhammed (sav) in dili ile taleplerimizi sana arz ediyoruz, duamızın kabulünü diliyoruz:
“Allah’ım, senden, dinde sebat isterim. Doğru söyleyen dil ve kalb-i selim isterim.” (Tirmizi)
Allah’ım kalbimize kuvvet ihsan eyle! Yardım et ki, söylerimizi yürekten söyleyebilelim! Yaptıklarımıza yüreğimizi katabilelim… Kalblerimiz kin ve kirden dolayı kriz riski altında;

“Allahım! Kalbimi kar ve dolu suyu ile yıkayıp temizle!
Beyaz elbiseyi kirden arındırdığın gibi kalbimi de günahlar­dan arındır.” (Buhari)
Nebevi yakarış ile arınmak istiyoruz… Bize hastalıksız kalbler ver ki; müminlere karşı gönüllerimizde nefret ve öfke kalmasın… Bize öğrettiğin duâyı sürdürebilelim:
“Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalblerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki Sen çok şefkatli, çok merhamelisin” (Haşr-10)
Rahmetinle kardeşliğimize ruh ver! Şefkatinle kalblerimizde ülfet ve ünsiyet yeşert… Gönüller çorak kalmasın….
Ya Rabbi başka gücümüz kalmadı… Yalnızca sana açılan ellerimiz; çırpınan, sızlayan, inanan bir yüreğimiz var…
“Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalblerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfü en bol olan Sen’sin.” (Al-i İmran -8)
Sen yüreğimizi okuyansın, sinelerimizdeki gizlilikleri bilensin, günahlarımızdan dolayı bizi faş etme, affet!
Allah’ım, nefsimize celalinle, kalbimize cemalinle, hayatımıza hikmetinle, hatalarımıza rahmetinle müdahale eyle!
Ya Rabbi korkuyoruz, endişeliyiz… Kalbimizi ihmal etmekten, kalbin de bize ihanet etmesinden….
Ve Efendimizin (SAV) duasına iştirak ediyoruz:
“Allah’ım, ürpermeyen kalbten, doymayan nefisten, faydasız ilimden ve kabul olmayacak duâdan sana sığınırım.” (Tirmizi)
Ya Rabb! Kalbimizi Kitab’ına râm eyle!
Amin!
Bağlantı

• 2009-11-24 21:39:34 - esselam...

Yazan: canahmedimsav


İçteki kiri su değil ancak gözyaşı temizler

Hani doyasıya ağlamak istersin ya bazen, ama hep bir yerlerden engeller çıkar, ve gözlerinle ağlamayı ertelersin müsait bir zamana kadar...

Ama yüreğin ertelenmeyi kabullenmez

Gözlerinle gerçekleştiremediğin ağlama yüreğinde gerçekleşir ve için sırılsıklam olur!

Cam kesiği ağrılara gark olur yüreğin, için için kanar, için için yanar!

Ağlamak;


Rahmandan kuluna bir armağan, bir rahmet!...

Ağlamak;



İçteki sıkıntıları dışa atmaktır... sıkıntılardan arınmaktır!...

Bazen sevgiliye naz! Bazen sitemdir!


Bazen de anlaşılamamaktır!...

Bazen pişmanlığın ifadesi...

Ağlamak;

Kaybedilene ağıt! Hüznün doruk noktası!...

Resulün kaybettiği oğluna hediyesi! ...

Ya ResulALLAH! Sen de mi? Dedirten inci taneleri...

Bazen Rabbe yöneliş!...

Bazen af dileme!...

Bazen acının inci inci dışa vurumu!...

Adeta acının yıkanması... Toprağa karışıp yok olması!...

Bazen sevincin gözlere yığılması, ardından göz pınarlarından süzülen daneler!...

Yürekte sevinç fırtınaları koparken, gözlerin mahzunluğu!...

Söylemek! Hissettiklerin i ifade etmek insana uzakken, süzülen damlalarla bunları tek tek yazmak!...

İçteki gök gürültüsünün adeta yağmuru davet edimi!...

Yakubun Yusufa özleminin ifadesi!... Net, yalın, riyasız hiçbir kelime telaffuz etmeden tüm çıplaklığıyla, duyguların ifadesi!...

Ve ağlayabilmek;

Gece yarısı mahlukat uyurken, seccadesinde Rabbine huşuyla yönelmiş, alın secdede, Rabbi ile buluşmanın doruk noktasında... Bir müminin gözlerinden süzülen damlalar! Belki de diğerlerinin kurtuluşuna mütesebbib!...

Rabbinden rahmet olarak!...

Bir annenin yavrusuna özlemi, hasretinin ifadesi!...

Duygular kumkuması içindeyken kalbin birden infilak etmesi!..

Ve gözyaşı;

Rabbinden rahmettir mümine!...

Bir tesellidir anneye! Sevgiliye sığınak!...

Mecnundan Leyla ya kalan hatıra!...

ve Resulden ümmetine merhamet!...

Bırakın aksın gözyaşlarım...

Dokunmayın...

Bırakın...alıntıdır...

selam ve dua ile can kardeşim
Bağlantı

• 2009-11-19 11:47:39 - selamünaleyküm

Yazan: canahmedimsav
Kalbimizin Duası... Allah'ım Bana bir insanın elinden tutmadan önce, kalbinden tutmanın sırlarını öğret, Ya Rabbi! Allah’ım! Okuma, öğrenme, öğrendiklerimizi uygulama aşkımızı ,salgın ve saygın bir hastalığa dönüştür, Ya Rabbi! Allah’ım! Bizleri dünlerde kaybolmaktan muhafaza eyle, yarına kalabilenlerden eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Dinimizi dünyanın mehri yapmaktan, acıkınca da inançlarımızı yemekten cümlemizi muhafaza eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Beni, beni benim önüme engel olmaktan, Beni, benim hayatımın kemirgeni olmaktan, Beni, bana yalan söylemekten muhafaza eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Bakışımızı ibret, Sukutumuzu hikmet, Konuşmamızı sanat ve marifete dönüştür, Ya Rabbi! Allah’ım! Boşa bakanlardan, Boşa susanlardan, Boşa konuşanlardan eyleme, Ya Rabbi! Allah’ım! Zenginlerimizi hamiyetsiz, Fakirlerimizi gayretsiz, Alimlerimizi amelsiz, İdarecilerimizi adaletsiz bırakma, Ya Rabbi! Allah’ım! Kandillerimizi hakiki kandil, Düğünlerimizi hakiki düğün, Bayramlarımızı hakiki bayram eyle Ya rabbi! Allah’ım! Cehalet, zaruret ve ihtilafa karşı açmış olduğumuz ikinci kurtuluş savaşımızda bizleri mansur ve muzaffer eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Milletimizi,idarecilerimizin önüne engel olmaktan, İdarecilerimizi de milletimizin önüne engel olmaktan muhafaza eyle ya Rabbi! Bizlere devlet-millet bütünlüğüne ulaşmamızı nasip eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! İdarecilerimizin, feraset, merhamet ve basiretini, Halkımızın da hürmet, hizmet ve hamiyetini artır ya Rabbi! Allah’ım! Her sabah, güneşi üzerimize yeniden ışıklandırıp günümüzü pırıl pırıl aydınlattığın gibi, Her sabah, içimizdeki güneşi de, yeni ümitler, yeni hedefler ve yeni heyecanlarla üzerimize ışıklandır,Ya Rabbi! Allah’ım! Bizlere ilim açlığı ihsan buyur Ya Rabbi! Suya,ekmeğe olan iştahımız gibi, kıyamete kadar kapanmayan bir kitap okuma iştahı ihsan buyur, Ya Rabbi! Allah’ım! Hayatımızın her anında, namazda gibi, ilahi huzurda olduğumuz bilincinden ayırma, Ya Rabbi! Allah’ım! Semalarımızı bayraksız, bizleri hürriyetsiz, camilerimizi cemaatsız, cemaatimizi de ilim ve hikmetsiz bırakma, Ya Rabbi! Allah’ım! Çalışmalarımızı bir ibadet bilinci ve ibadet huzuru içinde yapmayı nasip eyle,Ya Rabbi! Allah’ım! Bizlere her daim, hem kavli, hem de fiili dua yapmayı nasip eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Dahili ve harici düşmanlardan sana sığındığımız gibi; cehaletin,tembelliğin,kapasite israfının şerrinden de sana sığınıyoruz, bizleri muhafaza eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Sistematik çalışmayı; en büyük zevkimiz, en tatlı lezzetimiz, en birinci yaşam ilkemiz haline getir Ya Rabbi! Allah’ım! Önce Hak’tan, sonra haksızlıktan korkmayı nasip eyle, Ya Rabbi! AMİNNNNN selam ve dua ile kardeşim hayırlı günler
Bağlantı

• 2009-11-11 16:57:34 - selam ve dua ile kardeşim

Yazan: canahmedimsav
YA MÛHYİ,YA MÛMİT! DİRİLER ŞEHRİNDEKİ ÖLÜLER...
“Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan elbette ölüleri de öylece diriltecektir. O, her şeye hakkıyla kadirdir.” (Rum: 50)
“Ne suretle Allah’ı inkar ediyorsunuz? Halbuki siz ölüler iken size hayat verip diriltti. Sonra sizi öldürecek, sonra yine hayat verecektir. Sonra O’na rücû edip gideceksiniz.” (Bakara: 28)
“...Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran?...” (Yunus: 31)
“Ölü iken, iman ile diriltip nura kavuşturduğumuz ve halk içinde o nur ile doğru yolda yürüyen kimse, inkar karanlıkları içinde kalıp da ondan hiç bir zaman çıkmayacak olan kimse gibi olur mu?...” (En’am: 122)
“Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin. Doğrusu onlar diridirler: Lakin siz farkına varamazsınız.” (Bakara: 154)
.....
Ölüler şehrinde diriler, hayat reyhanları koklarken; diriler şehrinde ölüler dar, tenha, loş sokakların, kaldırımsız, puslu, sisli yollarında hortlakça dolanıyorlardı...
Şu gözler önünde olup hiç kimseden gizli olmayan kâinatın içinde, varolan yüzbinlerce hayat tarzı ile milyarlarca ferdin her birinin, kendi hayat tarzının en mükemmel örneğini oluşturduğunu, aklın var olduğu halde anlamıyor ve gözün var olduğu halde göremiyor isen demek ki ölüsün. Demek ki, diriler arasında gezinip diri taklidi yapan bir ölüsün.
İşte böylesi inkarın soysuzlarına “diri” diyemiyoruz madem, o halde hayatı ve ölümü yeniden tanımamız lazım. Diriyi ve ölüyü birbirinden ayırmamız lazım.
Hayat nedir? Ölü kime denir? Gezinen ve hareket eden ölüler olur mu? Ve hareket etmeyen (görünürde) diriler var mı?
Yani, kendine diri diyen herkes gerçekten diri midir? Ve acaba, ölü diye bildiğimiz herkes gerçekten ölü müdür?
O halde deriz ki: “Hayat, şu varlık sarayının lambası ve ışığı; şu yaratılmışlık ikliminin atmosferi, oksijeni ve nefesi; şu kâinat denen şehrin yegane coşkusu, harareti, cümbüşü ve anlamı... Yani her şeyimiz, bütün sermayemiz ve bizi biz yapan özümüzdür hayat...
Kimi zaman taş kesilir hayat... Kimi zaman da hayat kesilir taşlar. Bir çok canlının aslı taş ve toprak değil miydi ki zaten?
Ve her hayat ölümün evladıdır. Yani her ölüm doğurursa eğer hayat doğurur; her hayatın ölüm doğurduğu gibi.
Ya da her ölüm, hayat kabiliyetlidir ve her hayat ölüme meftun.
Ölümsüz, ezeli, ebedi, benzersiz, misilsiz bir hayat sahibi var ki, O da tüm hayatların sahibi, yaratıcısı ve bağışlayıcısı; Mûhyi ve Mûmit sıfatlarının maliki, Zat-ı Akdes Allah Tebarek ve Teala’dır ki, hangimizin güzel davranacağını sınamak için hayatı ve ölümü var etmiştir:
“O ki, hanginiz amelce daha güzeldir, diye sizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yarattı. Ve O Aziz (kudreti daima üstün gelen)dir ve Ğafur (çok mağfiret eden)dir.” (Mülk: 2)
Şimdi sen, ya bahşedilen bu hayatın ne olduğunu ve kimden olduğunu anlayıp kıymetini biliyor ve sevip sahip çıkıyorsundur; o zaman hakiki bir dirisin ve imtihan deresini selametle geçmektesindir.
Veya bu hayatı kıymetsiz, adi bir şey sanıp bir kenara atmış; ölüme ve yokluğa terketmişsin. Eğer böyle ise, gezinen bir ölüsün ve bir “mezar-ı müteharrike”sin ki, varsın, ama yoksun. Yazıyor görünüyorsun ama, gerçekte ölüsün. Teneffüs ediyorsun ama, her bir nefeste ölüm soluyorsun. Bundan dolayı soludukça ölüyorsun.
Marifetullah okyanusunun kaptanları irfan mektebinin pirlerinin gözüyle bakarsak hayata ve ölüme; esrarını bir nebzecik çözeriz belki bu gizem dolu muammaların. Hayatın ne olduğunu tanıyabilirsek onların gözüyle bizim de hayat lambamız ışık verir belki önümüzde.
Bu pirlerimize göre hayat; kalbin, Allah-u Tealayı tanıyıp bilmesi ve onun zikriyle dolu bir zikirhane; fikriyle dolu bir fikirhane ve aşkıyla dolu bir dergah haline gelmesidir.
Öyle ise kalbiyle Allah arasına perde giren kişi ölü demektir. Ölümün derecesi ve derinliği bu perdelerin sayısına ve kalınlığına bağlıdır. Demek ki, kalbi ölenlerin diğer uzuvlarının hareket ediyor oluşu, bir anlam ifade etmemektedir hakikat nokta-i nazarında.
O halde inkarcı bir adam, Allah-u Teala’nın azamet ve kibriyasını anlayıp kalbine bir ışık düşer de Allah’ın lütfuyla iman ederse bir kafir ölmüş ve bir Mü’min dirilmiş olur. Diğer bir tabir ile ölüm, hayat doğurmuş olur.
Veya bir Mü’min kişi, imanına sahip çıkmaz ve kalbine hastalık düşerse bu da küfre girmesine, mürted olmasına yol açarsa bir Mü’min ölmüş olur. Yani hayat, ölüm doğurmuş olur.
Tabi ki biyolojik ölüm ve fiziki ölüm de vardır. Bu kalbi ölümü, diğer ölümlerden ayıran şey, kalbi ölümde biyolojik ölüm gerçekleşmediği müddetçe tekrar dirilme imkanı ve ihtimalinin mevcut olmasıdır. Çünkü Hz.Azrail (as) ruhları kabzedene kadar tevbe yolları açıktır ve diriliş, her an söz konusudur.
Biyolojik ve fiziki ölümler ve hayat bulmaların sonsuz sayıda örneklerini sürekli müşahede etmekteyiz. Tohumun toprakta ölüp, filizin hayat bulması gibi.
Her ne kadar felsefeciler ve kelamcıların bir kısmı redetmişse de: Hakikat Mektebinin üstadlarından öğreniyoruz ki, kainatta ne var ne yok her şey, kendine özgü bir tarz ve model ile hayattardır. Ki hayatın maliki Rabb-ı Hayy-u Kayyum şöyle buyuruyor:
“Yedi gök ile yer ve bunlarda bulunan herkes O’nu tesbih eder. Ve O’na hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat (siz) onların tesbihlerini anlamazsınız. Şüphesiz ki O, Halim’dir, Ğafur’dur.” (İsra: 44)
Bu hayat mertebelerinin idrakini isteyenler, Peygamber Efendimiz (sav)’in hutbe verirken yaslandığı hurma kütüğünün Peygamber ayrılığına dayanamayıp bir deve gibi böğürerek feryat etmesi ve Kudüs’te Kubbet-üs Sahra’nın altında bulunan Sahrat-ül Muallaka’nın (Kaya Parçası), Peygamber miracının cuş-u huruşuyla cezbeye gelip semalara yükselmeye azmetmesi hikayelerini tahkik etsinler.
Konunun genişliği ile beraber dağılma endişesi taşıdığımız halde ölümü öldürenlere değinmeden geçemeyeceğiz. Onlar Allah’a adanmış nişanlı koçlardır: Zebihullah’tır onlar. Onlar için sonsuza değin ölüm bitmiştir artık. Çünkü ölümsüz hayata doğmuşlardır bir kere ve bu hayata da ölüm asla ilişemeyecektir.
Tüm bunlarla beraber söylemek gerekir ki, mutlak Hayy ve diri olan sadece Allah Tebarek ve Subhanehu’dur. O’na nazaran herkes ve herşey ölü hükmündedir. O diriltirse diriliriz. O öldürürse ölürüz. Onsuz ne hayat ne de memat vardır. Tüm Kâinat ve Mü’minler O’nun himmeti, aşkı ve emri ile diridir.
Hayat lambanız ebediyyen ışıldasın (amin).

Nurullah Gülsever
Bağlantı

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
metekan
ruzgar567
rufeydem
esmaulhusnafaziletleri
simuzer60
fyilmaz
guzergah
kubraisik
seyyahcagri
millipark
kuzeydenizi61
sade77
nurvdo
bilginerdogan
canahmedimsav
meldavardar
allahbesbakiheves
islamtevhid
gercekyolislam
nurumuhammed
kurantevhidsunnet
Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
| Sonraki Sayfa