Bismillahirrahmanirrahim
Üç Soru - BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Blogcu



BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

• 13/8/2009 - Üç Soru

 

Kureyşliler toplandıkları her seferde, kendilerince en büyük problem telakki ettikleri konu hakkında mutlaka konuşurlardı. Bu defa da Yesrib'deki Yahudi Alimlerine danışmaya karar verdiler.

"Onlara Muhammed'den bahsedin, onu tarif edin ve söylediklerini iletin; Çünkü onlar ilk kutsal kitaba inanıyorlar ve mutlaka peygamberler hakkında bilgileri vardır, bizimse hiçbir bilgimiz yok" dediler.

Yahudi alimleri su cevabi verdi" Ona bizim söyleyeceğimiz 3 soru sorun. Eğer bunlara cevap verebilirse, o Allah’ın peygamberidir, fakat cevap veremezse yalancı ve sahtekârdır. Ona eski günlerde ülkesini terk eden genç adamları, onlara ne olduğunu ve ilginç hayat hikâyelerini sorun.

Yeryüzünün ötesine, doğuşuna ve batışına ulasan uzak yolların yolcusundan haber vermesini isteyin. Bir de Ruh'u, onun ne olduğunu sorun. Eğer size bunları söylerse ona uyun, çünkü o bir peygamberdir."

Elçiler gelince Kureyş liderleri bu 3 soruyu sordu.

Peygamber(sav) de "Yarin size bunların cevabını vereceğim." dedi, fakat "İnşallah" demeyi unuttu.

 Ertesi gün Kureysliler cevap için geldiğinde onları geri gönderdi.

O günden itibaren onbeş gün boyunca hiçbir vahiy gelmedi. Cebrail de hiç yanına uğramadı.

Mekkeliler onunla alay ettiler, o ise bu sözler için beklediği yardımı alamadığı için üzülüyordu.

En sonunda Cebrail, onu teselli eden ve 3 soruya da cevap veren vahyi getirdi.

 Bu uzun bekleyişin sebebi şu ayetlerle açıklanıyordu:


 "Hiç bir şey hakkında 'Ben bunu yarin mutlaka yapacağım.' deme. Ancak: 'Allah dilerse'(yapacağım de)."
(Kehf Suresi, 23-24)


Vahyin bu gecikişi peygamberi üzmesine rağmen mü'minlere güç kazandırmıştır.

Her ne kadar kâfirler bu gecikmeden sonuç çıkarmayı reddettilerse de, kafalarında şüphe olan birçok Kureyş'li için bu, vahyin Peygamber tarafından uydurulmadığına, bilakis Allah'tan geldiğine delil idi.

 Eğer Muhammed (sav) daha önceki vahiyleri uydurdu ise, bu alay edilme ve üzüntüye rağmen bu kez vahyi geciktirmesi anlamsız değil miydi?

İnananlar her zaman olduğu gibi vahyin kendisinden güç alıyorlardı.

Kureysliler, eski günlerde ülkesini terk eden gençlerin hikayesini sorduklarında _bu hikâyeyi o zamana kadar Mekke'de hiç kimse duymamıştı_bu hikayenin o anki durumlarıyla ilgili olduğunu, inananların yüceliğini ve inanmayanların kötülüğünü anlattığını bilmiyorlardı.

Efes'li uyuyanların hikayesi söyle anlatılır:

 Milattan sonra III. yy.ın ortalarında halkı putperestliğe sapmış olan bir grup genç Allah'a imanı muhafaza ediyorlardı, halk da onları bu yüzden cezalandırıyordu.

Bu eziyetlerden kaçmak için bir mağaraya sığındılar ve orada 300 yıl kadar uyudular.

Yahudilerin o zamana dek bildiklerinden başka Kur'an-ı Kerim'deki kıssa hiçbir insanın görmediği ayrıntılardan da bahseder.

 Örneğin, uyuyanların uyandıktan sonra yüzyıllar boyu uyuduklarını nasıl fark ettiklerini ve köpeklerin ön ayaklarını kapının eşiğine nasıl uzatarak yattığını anlatır.

İkinci soruya gelince, bu büyük yolcu Zü'l-Karneyn'dir.

Vahiy onun doğuya ve batıya yaptığı yolculuğu anlatır ve sorulandan fazlasına cevap vererek 3.yolculuktan bahseder. Zü'l-Karneyn iki dağın arasında yasayan bir topluluğa rastlar ve o topluluk Zü'l-Karneyn'e kendilerini Yecüc, Mecüc ve cinlerden koruyacak bir duvar yapması için yalvarırlar.

 Allah da ona cinleri ve kötü ruhları bir yere toplama gücü verir. O belirli günde, bu kötü ruhlar yeryüzünde büyük karışıklıklara sebep olacaklardır.

Onların ortaya çıkışı, Kıyamet saatinden önce olacaktır ve vaktin yaklaştığını gösteren işaretlerden biri olacaktır.

Üçüncü soruya cevap olarak Vahiy, insanin aklî kapasitesinin ruhu kavramaya yetmeyeceğini söyler:


 "Sana ruhtan sorarlar, de ki:
'Ruh, Rabbimin emrindedir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir.' "(Isra:85)


Yahudiler, Peygamberin(sav) sorulara verdiği cevapları ilgiyle karşıladılar ve son cümledeki "ilimden az verilmiştir" ibaresinin yahudileri mi yoksa Arapları mı kasdettigini sordular. Peygamber:"Her ikisini de" cevabını verince kendilerinin her türlü konuda bilgi sahibi olduğunu söyleyerek karşı çıktılar. Çünkü onlar, Kur’an-ın da tasdik ettiği gibi
her şeyi ayrı ayrı açıklayan (En'am:154) bir kitap olan Tevrat'ı okuyorlardı.

Peygamber onlara şöyle dedi:

"Sizin bildikleriniz Allah’ın ilmi yanında çok azdır.

Fakat yine de eğer uygulasanız bildikleriniz size yeter.

"Bundan sonra su ayet nazil oldu:


"Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de -onun ardına yedi deniz eklenerek -(mürekkep) olsa, yine de Allah’ın kelimeleri yazmakla tükenmez."(Lokman:27)


Kureyş liderleri yahudi alimlerin sözüne uymadılar, Yahudi alimleri de tüm sorulara cevap vermesine rağmen onu kabul etmediler.

Fakat bu cevaplar başkalarının İslâm’ı kabul etmesine neden oldu.

Peygamberin taraftarları arttıkça düşmanları yaşam tarzlarının tehlikeye girdiğini daha çok anlıyor ve kabilelerindeki Müslümanlara işkenceler yapıyor, onları dövüyor, aç ve susuz bırakıyorlardı.

İşkence yapanların en acımasızı Ebû Cehîl'di Eğer yeni dine giren kişinin kendisini koruyacak güçte bir ailesi varsa ona işkence edemiyor fakat hakaret ediyordu.

 Zayıf kimselere işkence ediyor, diğer kabileleri de buna teşvik ediyordu.

 Kabilesindeki Yasîr, Sümeyye ve oğulları Ammar'a (ra) işkence edilmesine ve bunun sonucunda Sümeyye'nin ölümüne o sebep oldu.

Diğer kabiledekiler onlar kadar dayanıklı olamadılar.

 İçlerinden gelmese de " Lat ve Uzza da Allah gibi sizin tanrılarınız değil mi? diye sorulduğunda "Evet" diyorlardı.

 Bu insanlar artik İslâm’ı açıkça yaşayamıyorlar, çoğu gizli olarak bile yaşayamıyordu.

 Peygamber (sav),kendisi işkenceden kurtulabildiği halde, diğer mü'minlerin sürekli işkence çektiklerini görünce onlara şöyle dedi:

"Eğer Habeşistan’a giderseniz, orada hiç kimseye haksızlık adaletsizlik yapmayan bir kral bulacaksınız.

 Orada dine sımsıkı bağlı bir yaşam vardır.

 Allah size çektiklerinizden bir kurtuluş yolu gösterene dek orada kalın.

"Bunun üzerine bir grup mü'min Habeşistan’a gitmek üzere yola koyuldu.

Bu, İslâm’daki ilk hicret idi.

 


Kaynak:

http://www.enfal.de/peygmber.htm

 

  

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 2009-08-19 16:26:22 - selam ve dua ile

Yazan: canahmedimsav
Allahım! Efendimiz Muhammed'e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle, Ramazan ayında okunan Kur'ân'ın harfleri adedince salât ve selâm et ve Ramazan ayında okunan Kur'ân'ın harfleri adedince günahlarımızı af eyle.Amin
selam ve dua ile hayırlı Ramazanlar


Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 19/8/2009 saat: 19:02
Bağlantı

• 2009-08-15 20:18:06 - selamünaleyküm

Yazan: canahmedimsav
İlim Şehrine Yolculuk
Kalp, nefis,vicdan ve akıl uzun bir yolculukta beraberce yolculuk ediyorlar. Kalp ve nefis bu yolculuk esnasında sürekli münakaşa ve didişme halindedir. Akıl ise kalp ve nefsin hakemliğini üstlenmiştir.

Yolculuk zorlu ve çetindir. Kalp bu yolculukta lazım olabilecek levazımatın kendisinde var olduğunu bildiğinden, verilen süreyi en iyi şekilde değerlendirmek ister.

Fakat nefis öyle değildir.Her gördüğüne meyleder. Nereden geldiğini ve nereye doğru yol aldığını umursamaz. Etrafındaki şeylerin cazibesinden kendisini alamaz,doyumsuzdur.

Bu nedenle kalp ile aralarında sürekli bir çatışma yaşanmaktadır.

Vicdan, ikisinin arasında bir yol göstericidir, doğru karar verir, bilgedir. Onun sayesinde bu yolculuk birlikte devam eder, gider.

Gel zaman git zaman bir gün karşılarına vesvaslar çıkar aralarında bir mücadeledir başlar. Kalp kendini iyi savunabilecek bir durumda fakat nefis asi tavırlar sergilediğinden çok endişelidir. Vicdan Kalbin destekçisi, dostu, sırdaşı, tesellicisi olmuştur. Akıl, kalp ve vicdan işbirliği yaparlar ve bu vesvaslara karşı nasıl galip olabileceklerini düşünürler. Hem aralarında hem de karşılarında bir tehlike vardır. İşleri zor yolları uzun ve karanlıktır.

Vicdan bir pusula gösterip der ki: her zaman karşımıza çeşitli düşmanlar çıkacak, daha çok saldırılara maruz kalacağız bizim çok iyi bir donanıma ve çok iyi bir rehbere ihtiyacımız var. Bunun için şu pusuladaki ilim şehrini bulup o şehirde gerekli donanımı almalıyız der.

Vesveseleri oyalayarak ilim şehrine ulaşırlar burası gözlerini kamaştırır . Öyle aydınlık, öyle temiz, öyle nurludur ki, hayranlıklarını ifade etmekten aciz kalırlar.

Vesvese düşmanları korkuya kapılırlar. İlim şehrinin askerleri onları tardeder, karşılarında ilim şehrinin askerlerini görünce her biri bir tarafa dağılır neye uğradıklarını şaşırırlar. Reisleri: bu defa bizi alt etmeyi başardılar diye feryat eder.

Akıl, kalp ve vicdan bundan böyle gezilerini bu ilim şehrinde sürdürmeye karar verirler . Öyle ya burası onların tam da aradıkları yerdir. Asi yoldaşları olan nefsi ancak burada ıslah edebileceklerdir.

Bu onlar için zor ama imkansız değildir. Bunun için kararlıdırlar.

“Ey nefis kardeş burası senin kendini bütün kötülüklerden arındırabileceğin ve muhafaza olabileceğin bir şehir. Sen aramızda yaramaz ve asi bir çocuk gibisin. Senden vazgeçemeyiz, öyle ise sana yardımcı olacağız” derler. Böylece nefis başına buyruk olmadığını ve diğerleri ile kolay kolay başa çıkamayacağını fark etmiştir.

İlim şehrinde yaşamları devam ederken yolları bir gün fazilet çarşısına düşer.

Burada çok karlı ticaret yolları öğrenirler. Bu ticarete göre Akıl, kalp, vicdan, nefis varlıklarını bu şehrin sahibine adayacak karşılığında ebedi saadeti kazanacaklardır. Bire bin kazanç getiren bu ticaret çok hoşlarına gider.

Nefsi de bu karlı ticarete ikna etmeyi başarırlar. Kendilerine ait bile olmayan fenayı verip bekayı kazanmak… Üstelik fena yine ellerinde kalacak fakat sahiplerinin izni dairesinde yaşamlarını sürdüreceklerdir.

Sahipleri, Sultanları öyle cömertmiş öyle merhametliymiş ki, yola da yolculuğa da bütün sıkıntılara da değmiş doğrusu… Asıl zenginliğe ve asıl mutluluğa ermişler. Darısı bizimkilerin başına !..

Bir’e bin kazananlardan olmak dileğiyle!.

Saliha Nur Demirbaş
selam ve dua ile kardeşim fon çok güzel maşallah

Düzenleyen mutluluklardiyarim gün: 15/8/2009 saat: 20:29
Bağlantı

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
metekan
ruzgar567
rufeydem
esmaulhusnafaziletleri
simuzer60
fyilmaz
guzergah
kubraisik
seyyahcagri
millipark
kuzeydenizi61
sade77
nurvdo
bilginerdogan
canahmedimsav
meldavardar
allahbesbakiheves
islamtevhid
gercekyolislam
nurumuhammed
kurantevhidsunnet
Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa